Kitabi henüz almadan kapağına bakarak içeriğinin iyi ve kaliteli bir psikolojik roman olduğunun bilincindeydim.
Dolayısıyla heyecanla elime ulaşmasını bekledim.
21. sayfadan itibaren oldukça kafami kurcalayip merak uyandirdi.
Bir sonraki sayfayi okumak için sabırsızlandım her seferinde.
Kitabi okumadan önce okuyanlardan aktarılan yorumlara binaen ters köşeyi merak içinde bekledim.Özellikle Zahir'in öldürdüğü insanlarin listesini,tarihleri,isimleri tek tek okudum .
Ama tabi bu kadar etkileyici bir son beklemiyordum.
Zahir'in kendi halinde yaşayan,ailesinin tranvasini içine gömüp onunla ilgili Efsun ile tanışmayana kadar bir sorun yaşamadığını sanarken,halbuki bir seri katil oluşu,içgüdüsel olarak insanları öldürmekten haz duyan biri olduğunu öğrenince zahir gibi benim de midem bulanmadi değil. Ve şaşırdığim bir diğer nokta ise Efsun'un avi Zahir'in ailesinin ölümüne sebep olan kişi olmasi ve "ayrıca Efsun'un evlendiği kişi olması.."
Zahir'in ailesinin ölümüne sebep olan o adamın Zahir'in hayatına tam da tarikatın istediği ve amaçladiği şekilde kendi kendine son vermesine sebep oluşu ise ayri bir etkileyiciydi.
Kitabin en son sayfasi " Zahir Doğu:suçlu
Suçu:unutmak" İşte burası beni kendi hayatıma ayna tutturdu. Ne yaşarsak yaşayalım herşeyi herşeye rağmen içimize atıp (tıpkı Duvardaki Çatlak gibi)yolumuza devam ettik. Bir çok şeyin üstünü örtüp zamanla unuttuk yaralarimizi ...
Ama bir gün yaşanmışlıklar bizi öyle bir anda yakalayıp öyle bir tokat atar ki işte o zaman unuttuğumuz,üstünü kapatıp içimize gömdüğümüz herşeyi hayatımızın yönünü değiştirmesine ve bizlerde kalıcı yaralar bırakmasına sebep oluşunu görmüş oluruz.
Tarikatın amacı .. Efsun'un görevi .. Zahir'in avcı gibi gösterilip kitabin sonunda aslında av olduğunun gerçeği.. tek kelime ile harika bir ters