Onbeş yaşında bir çocuk olan Alex çetesi, içlerindeki şiddet eğilimi ile i hırsızlık yapmakta dükkanları soymakta, malları gasp etmekte, çaresiz insanlara vurup yaralamakta, kadınlara tecavüz etmektedirler. Çetenin kendi aralarında kullandıkları Rusça sözcüklerden oluşan bir jargonları da vardır. Bu dile “Nadsat” demektedirler.
“Neden “iyiliğin kökenini” incelemezler, araştırmazlar?” Eğer serseriler kötülük yapıyorsa bu onların tercihidir. Ben kötülüğü yeğleyenler arasındayım.” diyen Alex kötü olmayı seçmiştir. .
Bir gece de “Otomatik Portakal” adlı bir roman yazmakta olan bir yazarın evine de girip evi dağıtırlar. Ortalığı kırıp döktükleri gibi karısının da ırzına geçerler. Başka bir sefer de yaşlı bir kadının kediler ile dolu evine girerler ve onlara direnen yaşlı kadını da öldürürler. Sonunda polis tarafından yakalanarak hapishaneye gönderilirler.
Çete üyeleri “Suçluları Yeniden Topluma Kazandırma ” projesi sebebiyle “Ludavico” adlı bir laboratuvar çalışmasına tabi tutularak kişilikleri düzeltilmek istenmiştir. Alex ve çetesi bu çalışmanın kobayı seçilmiştir.
Bu çalışmanın seanslarında Alexe, şiddet dolu filmleri izlettirilip fiziki işkenceye maruz bırakılıp acılar çektirirler. En sonunda Alex aklından kötülük geçtiği anda kusacak ve acılar çekecek hale getirilir. Bu yöntemle tedavi edilen Alex artık kötülüğü düşünmeyecek hale gelmiş olur.
Ama Beethoven müziğini duyduğu anda kendisine seyrettirilen Nazi soykırım filmlerinin dehşet dolu sahnelerini yaşamaya başlamıştır. Böylece kişiliği değişen Alex, bir kuklaya dönüşmüştür. Artık en çok sevdiği Beethoven’den ve müzikten de olmuştur. Fakat tedavi sonrasında kayıtlara iyileşmiş olduğu yazılıp salıverilir.
Alex evine döndüğünde babasının odasına bir kiracı aldığını görmüş ve artık