Puan vermedi·296 syf.·
2026 51. kitabı
Vücudumun atomları bir arada durdukları sürece sana doğru koşacak. Ama ben onları tutan bağı çözüyorum, kendi irademle çözüyorum. Çözüyorum, çıkıyorum. Olabilir, belki tekrar bağlanırım, ama bir daha asla bu şekilde değil. Avrupa'da bir sessizlik hakim. Sessizlik gergin ve tuhaf. Bir şeyin yavaştan ayak sesleri geliyor. Toplumda yaşanan değişim bunu anlatıyor... Bu değişim sanatçı ve bohem çevrelerde başlıyor ilk kez. İşte böyle bir hava hakim Avrupa'da. Hitler'in yükselişi Avrupa'da kulaktan kulağa yayılıyor. Endişe ve bilinmezlik bütün Avrupa'yı sarıyor. Klaus Mann bu süreci Gregor, Sonya, Massis, ve Do gibi entelektuel çevreye mensup kişilerin bakış açısından anlatıyor. Karakterler bambaşka hayatlar yaşasa da bir yerde hepsi birbirine bağlı. Yaşamın zorluğu, belirsizlik, hiçlik bu karakterlerin ortak özelliği. Kitapta yer alan Gregor karakteri aynı zamanda Klaus Mann'ın Mephisto romanındaki karakterin öncülüğü. İlk otuz sayfada kitabın içine girmek zor. Ondan sonra olaylar birbirine bağlanıyor. Sabır isteyen bir metin. Durgun ama çok iyi tespitlerin olduğu cumleler var. Herkes sever mi? Sanmam..Okumak isteyenlere iyi okumalar
Sonsuzda Buluşulan NoktaKlaus Mann · Everest Yayınları · 202316 okunma
6/10
·232 syf.··
2026 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 01:20
Nermin Yıldırım’ın dilini ve kitaplarını çok severim normalde. Daha önce hep romanlarını okudum. Bu okuduğum ilk öykü kitabıydı ancak maalesef beklentimin altında kaldı. Yazarın romanlarında kullandığı dilin çok güzel olmasının yanında öykü kitabındaki dili ve üslubu beni çok içine çekmedi. Bazı öykülerin konusu çok güzel olmakla beraber birçok öyküsü konu ve içerik olarak da sarmadı. Nermin Yıldırım’dan bir daha öykü kitabı okur muyum? Sanmam ama okumadığım romanlarını seve seve okumaya devam edeceğim.
Bavula SığmayanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20225,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·160 syf.··
2026 35. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:37
Spoiler!! Kitap boyunca anlatıcının profesörle karşılaşmasını bekliyoruz. Türlü türlü insanlarla karşılaştıktan ve hepsine sorunlarını anlattıktan sonra profesörle görüşme imkanı buluyor ancak o an aslında dünyada kimsenin kimseyi anlayamayacağını düşünmeye başlıyor. Bu yüzden görüşmek yerine oradan ayrılıyor. Hiç böyle amacı en başından belli olan ama amacına ulaşamayan bir kitap okumamıştım, ilginçti. Anlatım yalın, hikaye garip. “Ee sonuç nerde?” diyen birinin seveceğini sanmam :)
KlinikPavol Rankov · Dedalus Kitap · 2026659 okunma
Kısacası, Arsen Lüpen demeye bin şahit ister...
6/10
·272 syf.··
2026 26. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 14:39
Yine içinde Arsen Lüpen olmayan bir Arsen Lüpen kitabı... Hani alışığım aslında buna, adam zaten gelende kitabın sonuç bölümünde karşımıza çıkardı ama bunda daha da farklıydı. Daha da alakasızdı. Arsen Lüpen'in yalnızca 5 sayfada adı geçiyordu, baş kahramanımızın başından geçen bir olayı anlattığı kısımdı o da. Karakterin kendisini bile okumadık biz, başka bir adamın ağzından anlatılmış 5 sayfa içerisindeki iki üç diyaloğunu okuduk yalnızca. Kısacası biz, polisiye bir roman okumak yerine yalnızca bir kadının hareketlerindeki sır perdesini aralayan bir savaş romanından başka bir şey okumadık. Kaldı ki savaş romanı sevmem, kaldı ki adam Arsen Lüpen olmadığı halde Arsen Lüpen'in yalnızca bir iki cümlesiyle bütün gizemli noktaları çözmesi, bir anda müneccime dönüşmesi olaylarını görmezden geliyorum. Ve ayrıca, madem Arsen Lüpen kendini ölü göstermiş, neden "Ben Arsen Lüpen'im!" diyerek kendisini ifşa etti ki? Tüm kitap boyunca bir yan karakter kılığında kurguya dahil olmasını beklemiştim ama beklentilerimi karşılamadı. Ha, unutmadan, başrolümüz de Arsen Lüpen'i başından geçen önemli bir olay olduğundan değil de, kayınçosu onun adını söyleyince hatırına geldiğinden anlattı Kurguya gelirsek, güzel noktalar vardı belki, evet. Ama benim sevmediğim bir çok durum mevcuttu. Kısacası pek de beğenmedim. Hatta doğrudan beğenmedim. Bir daha okuyacağımı sanmam, polisiye rafında bulundurulması gereken bir kitap olduğunu da kesinlikle sanmam. Aşırı derecede yapılmış Fransız güzellemesi ve bir kaçıyla bütün ülkeyi ele aldığında inanma hatasına düşülmüş Alman aşağılaması da cabasıydı.
Arsen Lüpen - Obüs PatlamasıMaurice Leblanc · Yediveren Yayınları · 202120 okunma
Bir olmamışlık var ama ne?
4/10
Aylar sonra kitap okumaya dönmenin sevinci içindeyken yarım kalan okuma serüvenime dark romance bir kitapla devam edeyim dedim. Dedim ama keşke demeseymişim, yurtdışı ve yurtiçi bookstagramlar tarafından poh pohlanan bir kitap olduğu ilk sayfalardan belli oldu. Gençler, siz ya hacker temalı dark romance okumadınız ya da heyecanınızı kaybettiniz. Hacker var diye sevindim ama okuduğum kadarıyla sapık takipçilik dışında bir oyun göremedim. Öyle ki o kadar planlı ve sistemli bir hacker ki çok güzel oyunlar çıkabilirdi ondan ama ne yazık ki tam bir baştan savma olmuş. Gelelim dark romance kısmına; karanlık romantizmden kasıt travmatik çocukluksa tamamım ama bu durum dark romance olmaya yetmez. Kızımız Aly travmatoloji hemşiresi ama... anası boş. Oğlumuz Josh hacker ama... anası boş. Kısaca, kurgu çok güzel bir yere gidebilecekken, libido ve şehvetlerine delicesine kapılmış iki şaşkından başka bir şey çıkmamış ortaya. Kaslara, maskeye ve fanteziye ilgiliyseniz okey ama ben bunların yanında konu isterim, serim, düğüm isterim derseniz o yok. Olmadığı için yarım bıraktığımdan sebep çözümü var mı onu da bilmiyorum. Benim için sınıfta kalmasa da vasatın bir üstü bir kurgu ne yazık ki. Not; aşırı travmatik unsurlar var. 18 yaş altı okumamalı, +20 / +25 belki okur ama onun üstü yaşı da o satırlar kesmez. Hele ki dark romance seveni hiç sanmam. Dikkatli okunmalı...
Düşünce
Işıklar SöndüğündeNavessa Allen · İndigo Kitap · 2025582 okunma
Suçlu mu arıyoruz? Sanmam.
8/10
·144 syf.··
2026 612. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 13:48
Yetenekli Çocuğun Dramı benim okurken en çok durup düşündüğüm kitaplardan biri oldu. Kitabın temel fikri aslında çok basit gibi görünüyor: Bazı çocuklar o kadar uyumlu, o kadar anlayışlı ve o kadar “iyi çocuk” oluyorlar ki kendi ihtiyaçlarını fark etmeyi bile bırakıyorlar. Çünkü küçük yaşta sevgi görmek için başkalarının beklentilerine göre davranmayı öğreniyorlar. Kitabı okurken ister istemez çevremdeki insanları ve kendimi düşündüm. Hepimizin hayatında sorunsuz görünen, kimseyi üzmeyen, herkesi anlayan insanlar vardır. Bazen o insan biz de olabiliriz. Ama acaba gerçekten öyle mi? Yoksa çocukluktan beri başkalarını mutlu etmeye alıştıkları için kendi duygularını bastırıyorlar mı? Onlara uygun görülen rolleri mi oynamaya devam ediyorlar sadece? Alice Miller bazı yerlerde oldukça sert. Hatta zaman zaman anne babalara karşı fazla acımasız davrandığını düşündüğüm bölümler oldu. Kendim de yeni anne olduğum için “Ben süreci acaba nasıl yöneteceğim, çocuklarımda istemeden yaralara sebep olacak mıyım?” diye de kaygılandım. Yine de vermeye çalıştığı mesajın önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü çocukların sadece fiziksel ihtiyaçlarının karşılanmasının yeterli olmadığını, duygusal olarak da görülmeye ihtiyaç duyduklarını çok net anlatıyor. Kitabı okurken beni en çok etkileyen şeylerden biri, yetişkinlikte yaşadığımız bazı sorunların kökeninin çocuklukta aranabileceği fikriydi. İnsan bazen hayatındaki bazı kırgınlıkların, bazı ilişkilerinin ya da bazı davranışlarının nedenini ilk kez fark ediyor. Bu farkındalık rahatsız edici olabiliyor ama aynı zamanda açıklayıcı da. Bence bu kitap anne babaları suçlamak için değil, insanı kendini anlamaya davet etmek için okunmalı. Çünkü çoğu anne baba da kendi yaralarıyla çocuk büyütüyor. Bu yüzden kitap bana suçlu aramaktan çok, nesilden
1000Kitap
Yetenekli Çocuğun DramıAlice Miller · Profil Yayıncılık · 20213,937 okunma