Kajin, Ağır Roman'ı inceledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

YAPISAL İNCELEME

    Ağır Roman

             Ağır Roman Adlı Kitabın Özeti


     Metin Kaçan’ın ilk romanı olan “Ağır Roman”, İstanbul’un varoş mahallelerinden biri olan Kolera’da Gıli Gıli Salih isimli karakterin çevresinde geçenler üzerine kurulmuş bir hikâyedir. Romanın başkarakteri olan Gıli’nin çocukluk, gençlik ve olgunluk döneminin anlatıldığı “Ağır Roman” özellikle Metin Kaçan, karakterlerinin kullandığı yerel dili anlatıcı olarak da tercih etmiştir.

     Kolera mahallesi şehrin merkezine çok yakın olmasına rağmen, kültür yapısı bakımından şehirden oldukça farklıdır. Kolera’nın kendine özgü bir yapısı bulunmaktadır. Kolera’da birçok farklı etnik gruba ait insanlar bir arada yaşamaktadırlar: Rumlar, Süryaniler ve Müslümanlar. Hikâyeye konu olan kişiler genelde esnaflık yapmaktadırlar. Demirciler, hurdacılar, tamirciler, marangozlar vb. Gıli’nin babası olan Yıkık Köprülü Ali de esnaftır. Yıllar evvel askerliğini yaptığı Kolera’ya memleketini geride bırakıp eşi ve çocuklarıyla taşınmıştır. On üç yıldır aynı dükkânda berberlik yapmaktadır. Geçen bu süre zarfında Berber Ali, Kolera’ya her açıdan uyum sağlamıştır. Sadece Kolera’nın tehlikeli yaşamıyla mücadele etmemiş, aynı zamanda renkli gece hayatına da kendini kaptırmıştır. Eşi İmine’nin, kendisinin çapkınlığına engel olmaması için şehrin çok kötü olduğunu ve dışarı çıkarsa başına birçok olayın geleceğini söyleyerek pencere kenarına bağımlı yaşamasına neden olmuştur. Gıli ve abisi Reco babalarının otoriter tavrı yüzünden çocukluklarını yaşayamamaktadırlar. Arkadaşları oyun oynarken onlar hayat mücadelesine girişmişlerdir. Gıli, babasının yanında çalışmaktadır. Abisi Reco ise sanata ilgi duymaktadır. Bu yüzden Berber Ali’den çok azar işitip dayak yemektedir.  

     Kolera’nın gecesi ve gündüzü çok farklıdır. Geceleri pek çok yasadışı olay yaşanmaktadır. Bu olaylara sebep olarak kullanılan uyuşturucuyu gösterebiliriz. Uyuşturucu kullanımı mahalleli için son derece normal bir davranış olarak göze çarpmaktadır. Hatta bu durum mahallede ölen kişiler için yapılan helvalara uyuşturucu madde karıştırmaya kadar gitmektedir

     Gıli Gıli Salih’in kendisine örnek aldığı kişi Kolera’nın kabadayılarından Arap Sado’dur. Arap Sado, zenginden alıp fakire dağıtan, hapiste, hastanede veya zor koşullarda yaşamaya çalışan düşkün, yetim ve öksüzlere yardım eden ve bu sayede mahallede itibar gören birisidir. Bir gün mahalleye dadanan yazarın yengeç herifler diye tabir ettiği birkaç kötü niyetli kişi Arap Sado’ya tuzak kurup onu öldürürler. Sado ölmeden önce namını ve her şeyini Gıli’ye bıraktığını söyler. Gıli berberlikte pek de başarılı değildir. Babası ona eğer berberlik yapmayacaksa başka bir zanaat öğrenmesi gerektiğini söyler. Geçen sürede Berber Ali, oğlunun berberlik yapamayacağına kanaat getirip, onu marangoz Mimi Usta’ya teslim eder. Orada da tutunamayan Gıli, soluğu yakın arkadaşı Tilki Orhan’ın da çalıştığı Fil Hamit’in tamirhanesinde alır. Gıli’nin arabalara karşı ayrı bir tutkusu vardır. Kısa zamanda Fil Hamit’in sayesinde zanaatında ustalaşır. Hatta Hamit Usta, bir gün onaramadığı bir araba için Gıli’den yardım dahi ister. Arabayı onarmak için tutya madeni gereklidir. Gıli bu madeni nereden bulacağını çok iyi bilmektedir. Şair Adam Mickiewicz’in heykelinin bir bacağı artık yoktur. Gıli acemi hırsız süsü vermek için heykelin bacağını eğri büğrü kesmiştir. Heykelin parçalarını eriterek arabanın çamurluğuna eklerler. Çamurluk kısa zamanda onarılmıştır. Berber Ali, her akşam Gıli’nin ellerini kir pas içinde gördüğü için onu azarlamaya devam eder. Bu azarlamalardan Gıli’nin abisi Reco da nasibini alır. Bu duruma artık dayanamayacağını hisseden Reco evi terk edip şehre gider. Berber Ali, bir gün kendisinden hoşlanan Madam Eleni’yle dükkânda perde arkasında ilişki yaşarken, eşi İmine’nin ona yemek getirmek için iş yerine girmesiyle yakayı ele verir. Karı-koca soluğu karakolda alırlar. Komiser, evrak işleriyle uğraşmanın çok zor olduğunu İmine’ye belirtip, ondan kocası Berber Ali’yi affetmesini ister. İmine kabul eder. Fakat hiçbir şey artık eskisi gibi değildir. Bu arada Gıli’de tamirhaneden ayrılıp bitirim olmayı seçer. Katiller, esrarkeşler, satırcılar ve psikopatlarla arkadaşlık kurar. Kısa zamanda manyelcilik ve aynacılık gibi kötü işlerde ustalaşır. Bitirimlik konusunda Şair Baba’dan ders alır. İki oğlu da evi terk eden İmine, saldırganlaşır. Berber Ali, eşi İmine’yi eski haline dönüştürmek için birçok yol dener fakat başarılı olamaz. Son çare olarak İmine’yi hapa alıştırır. Hap etkisini gösterir. İmine artık haplar sayesinde sürekli bir köşede uyuklamaktadır.

     Bir gün Fil Hamit’in tamirhanesinde çıraklar oksijen kaynağını kullanarak kaynak yapmaya çalışırlar. Bu çok tehlikelidir fakat bir şekilde bu işi öğrenmeleri gerekmektedir. Karpit kazanının basıncı yükselince Fil Hamit’in dükkânında patlama meydana gelir. Çıraklardan biri kaçmayı başarırken diğeri saklandığı tuvalette yanarak can verir. Gıli büyük bir kahramanlık örneği sergileyerek üst katta bulunan Tilki Orhan ve Gaftici Fethi’yi yaralı olarak, çırağı da ölü bir şekilde kucaklayarak dışarı çıkarır. Gıli artık mahallede kahramanlık mertebesine ulaşmıştır. Berber Ali’de oğlunun kahraman olmasından dolayı oldukça gururludur. Gıli, bu kurtarma operasyonu sonrasında oldukça bitkin düşüp bayılır. Uyandığında mahalleye yeni taşınan Tina’nın yatağındadır. Aralarındaki ilişki de böylece başlamış olur. Reco şehirde bir arkadaşının evinde yeni bir hayat kurmuştur. Fakat Kolera’yı en çok da Gıli’yi özlemektedir. Kolera’da her gece faili meçhul cinayetler işlenmektedir. Gıli mahalleliye katili polisten önce bulacağına dair söz verir. Eğer bulamazsa Arap Sado’dan yadigâr kalan namı ve şöhreti yerle bir olacaktır. Gıli, sevgilisi Tina’yı Fil Hamit ile yakalar. Bu arada Imine’nin durumu günden güne kötüleşmektedir. Berber Ali, İmine’nin mahallede adlarını kötüye çıkaracak bir şey yapmasından korktuğu için mahalleyi terk ederek şehrin güzide bir yerine taşınırlar. Artık namusuyla çalışmamaya karar verir ve berber dükkânında gizli gizli uyuşturucu ticareti yapmaya başlar. Eski dostu Eleni, Berber Ali’den yüz bulamayınca olayları abartarak polise anlatır. Polis, Ali’ye işkence yapar. Bu işkenceler sırasında Ali delirir ve ölür. Ancak yazar onun ölümünden doğrudan bahsetmez.

     Gıli için her şey kötü gitmektedir. Annesi çıldırmış, babası ölmüş, abisi ise uzun zamandır ortalıkta gözükmemektedir. Artık son bir işi daha kalmıştır bu hayatta. O da Kolera Canavarı da denilen mahalle halkını teker teker öldüren seri katili bulmak ve öldürmektir. Şanslı bir günündedir. Katili bulur fakat katil hiç ummadığı biri çıkar. Mahallenin tatlıcısı Taner’dir katil. Kolera Canavarının iki kulağını da keser. “Gıli Gıli” lakabı da buradan gelmektedir. Arap Sado’dan miras kalan sustalıyla bileklerini keserek intihar eder.




Bakış Açısı

Anlatıcı

Yazar gözlemci bakış açısını kullanıp olaylara bir kameraman gibi yaklaşsa da yer yer kahramanın iç sesi olarak konuşur.


Örnek: Gıli Gıli Salih

   ‘’Gıli’nin terbiyeli bakışlarını yere dikip sert bir hayale daldığı sıra, kırık şırıngaların gölgesinde büyüyen Kolera’nın çocukları, marangoz Mimi Usta’nın dükkânına doluşup tahta oyuncak yapması için yalvarmaya başladılar.’’(Sayfa 6)

Yazar her şeyi bilen, gören, sezen her yerde bulunan ilahi bir niteliktedir. Anlatıcı olarak bazen iç monolog bazen bilinç akımı yöntemlerini kullanmıştır.  

Bakış Açısı

Romanın bakış açısı gözlemci bakış açısıdır. Başkarakter Gıli Gıli Salih’i ve diğer kişileri ve olayları, nesneleri gözlemci bakış açısı ile anlatır.

  Olay örgüsü

    Roman; Gıli Gıli Salih düzleminde kurulmuş bir anlatıdır. Gıli Gıli Salih, yaşadığı yerde yani Kolera’da kendine yer edinme çabası içerisindedir. Kolera’da yaşam tehlikeli, insan hayatı ucuzdur. Her gün birilerinin öldürüldüğü, birilerinin tacize, tecavüze uğradığı, uyuşturucu madde kullanımının hat safhada olduğu bir yerdir.

   Romanda, öykü edilerek anlatım yoluna gidilmiştir. Ağırlıklı olarak Gıli Gıli Salih, Mina, Berber Ali ve Reis karakterleri üzerinde durulmuştur. Karakterlerin özellikleri gerçek hayattan izler taşımaktadır. Psikolojik sorunları olan, aileleri ve çevreleri ile ilişkileri kötü olan tipler seçilmiştir.

   Roman genel olarak, Gıli Gıli Salih karakteri çerçevesinde şekillenmektedir. Gıli Gıli Salih’in, Arap Sado’ya özenip, onun yolundan giderek kendisine saygı duyulmasını, Kolera’nın kabadayısı olmak istediğini anlatmaktadır.

  Roman Karakterleri

Gıli Gıli Salih

  Romanın başkarakteridir. Kendisine yeni bir hayat kurmaya çalışmaktadır. Arap Sado öldürüldükten sonra Kolera’nın kabadayısı olur.

Tina

 Gıli Gıli Salih’in âşık olduğu kadındır. Aynı zamanda seks işçisidir.

Berber Ali

 Gıli Gıli Salih’in babasıdır. Kolera’nın berberidir.

İmine

 Gıli Gıli Salih’i annesidir. Akıl sağlığını kaybetmiştir.

Reco

 Gıli Gıli Salih’in abisi.

Gaftici Fethi

 Kolera’daki hırsızların başıdır. Entel giyinmeyi sever.

Tilki Orhan

 Gıli Gıli Salih’in çocukluk arkadaşıdır. Eşcinseldir.

Şenol

Gıli Gıli Salih’in çocukluk arkadaşıdır.

Puma Zehra

Ayaklı gazetedir. Kolera’da olup-biten her şeyi haber veren kişidir.

Madam Eleni

Berber Ali’nin dost hayatı yaşadığı kadındır.

Fil Hamit

Gıli Gıli Salih’in ustasıdır. Araba tamircisidir.

Reis

Kolera’yı haraca bağlayan serseridir.

Mimi Usta

Marangozdur.

Tıbı

Mahallenin fakiridir. Atıyla birlikte yaşar (Şermin).

Karakterlerin çoğu kitap içinde geçer fakat bir vasfa sahip değillerdir. Erser daha çok ana karakter üzerinde durur. Romanda birçok karakterin fiziki görünüşünden ve karakterinden söz dilemez. Belirgin herhangi bir özellikleri mevcut değildir.

Zaman

    Metin Kaçan, Ağır Roman’da kesin zaman kavramlarını kullanmamıştır. Olayların geçtiği zamanı romanın içinde yer alan gerçek dünyadaki olaylardan çıkartmak mümkündür. Olay örgüsü ve anlatılan zaman örtüşmektedir.

     ‘’Ustura zamanının kapanıp jilet devrinin başlamasıyla sinirleri hayli gergin olan Berber Ali, Salih’in tamirhanedeki puştun, pezevengin yanında çalışmasına bozulup her akşam oğluna öğütler vermeye başladı.’’ (Sayfa 43)

    ‘’Gaftici Fethi, zengin semtlerin birinden arakladığı aletle mahallede gözükünce, Kolera’da günün adamı ilan edildi.’’(Sayfa 46)

    ‘’Aya gidildiğine bile inanmayan softaların televizyonu kabullenmeleri yine Fethi’nin sayesinde oldu.’’(Sayfa 47)

Tutku kondu, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okuyor

Eğer bir kalıba uymaya çalıştıysanız ve bunu beceremediyseniz, şanslı olduğunuz söylenebilir. Bir şekilde dışlanmış biri olabilirsiniz ama öte yandan ruhunuzu korumuşsunuz.

Kurtlarla Koşan Kadınlar, Clarissa P. Estes (Sayfa 208 - Ayrıntı)Kurtlarla Koşan Kadınlar, Clarissa P. Estes (Sayfa 208 - Ayrıntı)
Alperen Palancı, bir alıntı ekledi.
14 saat önce

Döktük gitti aklımız al pasiflora iç!
Ali gelme okul çökmüş seni şanslı piç!

Gidiyorum Bu, Ah Muhsin ÜnlüGidiyorum Bu, Ah Muhsin Ünlü
Farid Musayev, bir alıntı ekledi.
14 saat önce

Hayat seçimi
Doğduğunuz sınıf ne kadar şanslı olduğunuzu öldüğünüz sınıf ise ne kadar başarılı olduğunuzu gösterir.

Her Şey Seninle Başlar, Mümin Sekman (Sayfa 77 - Alfa)Her Şey Seninle Başlar, Mümin Sekman (Sayfa 77 - Alfa)
Yasemin Gür, İçimdeki Müzik'i inceledi.
15 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Mükemmel bir kitaptı.Çok ama çok özeldi...
Nasıl bu kitap anlatılır bilmiyorum ama deneyeceğim...
Melody, 11 yaşında özel gereksinime sahip bir çocuk.Beyin felçli doğmuş ve bu nedenle konuşamıyor,yürüyemiyor, yardım almadan yaşamını sürdüremeyecek durumda. Ama hayatında çok özel kişiler var çok güçlü bir anne karakterimiz var ve böyle durumlarda ebeveynlerin çabasının yerinin büyük olduğunu bilmekteyiz.Bayan V de annesi kadar güçlü ve pes etmeyen ve Melody'i bir o kadar seven bir karakter. Birçok yönden şanssız dünyaya gelmiş olsa da ailesi açısından oldukça şanslı diyebiliriz.Olay örgüsü açısından daha fazla detay vermek istemiyorum,okuyup görmeniz gerek...

Melody'nin gözünden onun yaşadıklarına bir pencere açmış yazar bizlere. Düşünsenize aslında zihinsel olarak hiçbir probleminiz yok hatta belki çevredekilerden daha iyi bir zekaya sahipsiniz ancak bunu hiçbir şekilde ifade edemiyorsunuz. Birçok kelimeye sahipsiniz ama hiçbirini ifade edemiyorsunuz.Kitabı okurken sık sık empati yapabiliyor insan,o yüzden herkesin muhakkak okuması gerektiğine inanıyorum Melody'nin anlattığı bu özel hikayeyi.

Okuduğum bölüm ve bu yönde aldığım derslerden dolayısıyla kitaptan etkilenmem 2 kat daha arttı.Olaya çocuk bakışıyla bakmak bizim mesleğimizin en temel noktası ve bu kitap buna oldukça fayda sağlıyor.

Hayatınıza farkındalık katmak için bu eseri tercih edebilirsiniz.Özellikle de ne kadar şanslı olduğunuzu fark etmeniz için eşsiz bir eser. Bizler için normal olan, sıradan olan, ilgi göstermeye bile gerek görmediğimiz ama yapabildiklerimiz şeylerin ufacık bir kısmını yapabilmek için her şeylerinin verebilecek kişilerin etrafımızda olduğunu unutmamalıyız...

İçinde birçok duyguyu barındıran bu güzel kitabı okumayarak çok şey kaçırıyorsunuz.Melody'nin içindeki sese mutlaka kulak vermelisiniz !!!

Üşenmez de okursan "Suyun döngüsü"
Suyun döngüsü

4.5 milyar yıldır olduğu gibi dünya eğik (boynu bükük) ekseni etrafındaki alışıldık dönüşünü yapıyordu. Greenwich meridyeninde tan ağarmıştı. Güneşten gelen ışınlar ile dünyanın bu yüzünde, atmosferdeki atomların enerjileri artmış ve göğe yükselmeye başlamışlardı. Hidrojen (H) ve Oksijen (O) atomları troposferin hudutlarına tırmanırken adeta yarış içerisindeydiler. Etrafta salınan Oksijen ve Hidrojen atomları kendilerine bir eş bulup kovalent bağ yaparak, kararlı hale geçme mücadelesindeydiler.

Manş denizinden yükselen bir “O” ile Thames nehrinden yükselen “H2”, birbirlerini Stratosfer ile Troposfer sınırında gördüklerinde adeta birbirleri için yaratıldıkları hissine kapıldılar. İlk görüşte aşktı bu ve hiç vakit kaybetmeden, elektronlarını ortaklaşa kullanarak kovalent bağ ile bağlandılar birbirlerine. Artık hayatın sefasını el ele sürecek cefasına sırt sırta katlanacaklardı. Onlar gibi milyonlarca, milyarlarca çift bir araya gelerek öbek oluşturuyordu İngiltere semalarında. Çiçeği burnunda milyarlarca çiftin birlikteliği bembeyaz bir bulut oluşturmuş, sıcak Mayıs ayında Hyde park ve çevresinde tatlı bir serinlik oluşturacak gölge hediye ediyordu yeryüzündeki varlıklara.

Bulutun içerisinde öylesine çok sayıda çift toplanmıştı ki artık oluşturdukları kütle yer çekimine karşı koyamaz olmuştu. Yer çekimine yenik düşen kütleleri çiftleri yağmur damlaları olarak yeryüzüne düşürüyordu birer birer. Yağmur damlaları gökyüzünde süzülürken güneşten gelen ışınlar içlerinden geçerek kırınıyor ve bakmaya doyamayacağınız bir gökkuşağı oluşturuyordu. Sokaklarda gezen insanlar gökkuşağını seyre dalmış haldeydiler. Yüzeye ulaşan yağmur damlalarından kimisi yürüyüşe çıkmış bir çift sevgilinin eline düşüyor ve bahar serinliğini hissettiriyordu, kimisi bir meşe ağacının geniş yaprağında emiliyor, kimisi bir kedinin su kabına doluyor ve hayat veriyordu.

Bizim taze âşıkların oluşturduğu yağmur damlası diğerleri kadar şanslı değildi, uzunca bir vakit süzüldükten sonra rögar kapağından içeri düşerek kanalizasyon sistemine karıştılar. Yüzeye varana kadar sefasını birlikte sürdükleri hayatın cefalı kısımları başlamıştı onlar adına. Amonyak, metan ve benzeri diğer kimyasalları bağlarına katmamak için her zamankinden daha sıkı bağlandılar birbirlerine. Bu uzun, karanlık ve farelerle dolu yolculuğu dayanışma içinde bitirdiklerinde güzel günler onları bekliyordu. Yer altındaki zorlu yolculuğun ardından kanalizasyonun ucu Kelt denizine açılmıştı ve denize karışmak üzereydiler.

Deniz suları ile karıştıklarında çok sevindirici bir olay gerçekleşti, bağlarına bir tuz katılmıştı, yüzüne bakmaya doyamayacakları, hayatlarının sonuna kadar onu koruyup kollayacakları nur topu gibi bir tuzları olmuştu. Akıntılar ile birlikte önce Biskay körfezine sürüklenmiş, ardından Atlantik okyanusuna seyir etmişlerdi. Yolculukları boyunca nice yunuslar, balinalar görmüş, çocuklarını doğuran bir erkek denizatına rastladıklarında çok şaşırmışlardı. Petrol sızıntısı yapan bir Aframax hayatlarını tehlikeye atmış olsa da aile bu olaydan da sağ salim kurtulmuştu.

Okyanuslardaki maceraları son sürat devam ediyordu ki bizim tuzlu su molekülü akıntılar sonucu yüzeye tırmandılar. Güneşten gelen kavurucu ışınlar, oksijen ve hidrojen arasındaki bağı koparacak güçteydi. Kopan bağlarının ardından Hidrojen ve Oksijen adeta reenkarne olup tekrar göğe yükselmeye başladılar, arkalarında yetişkin bir tuz (NaCl) molekülü bırakarak.

Yok satan Nihilist

Oğuz, bir alıntı ekledi.
22 May 18:20 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Obsesif Karınca
Ne halt edeceğimi inan ki bilmiyorum. İkiz kardeşim olduğunu öğrendim bugün. Obsesif bir karınca varmış. Bir buğday tanesini bulur, yuvasına taşır, sonra da o buğday tanesiyle yuvası arasında gidip gelirmiş, aldım mı almadım mı diye. Ömrü böyle gelip geçermiş. Şanslı bir insan olsaydım, bu karıncayı bulurdum. Daha şanslı bir insan olsaydım, bulduğumda ona bir çift laf ederdim. "Seni anlıyorum dostum," derdim. Daha da şanslı bir insan olsaydım, "Seni anlıyorum," dediğimde, obsesif karınca ona ne dediğimi anlardı. Sonra kendisine eşlik ederdim. Yuvamızda bir kırıntı kadar buğdayımız varken, yolda açlıktan ölürdük. Bence birinin derdine ortak olmak budur. Bir derdim var: Ben şanslı biri değilim.

OT Dergi Sayı: 63, Kolektif (Sinem Sal)OT Dergi Sayı: 63, Kolektif (Sinem Sal)

Hayatta hep şanssız oldum zaten...
En yakınımdan gelmişken şanssızlık,
Kimseden beklemedim şanslı olmayı...
Prenses de değildim hiç bir zaman, pembe toz bulutundan hayallerim de yoktu kırılacak... Kendimi kıra kıra öğrendim, hayallerin kırılması daha iyi olurdu, olsaydı pembe hayaller. Ama hiç bir zaman sevmedim pembe rengini, hayallerim yok benim, prensesi olduğum ilk kahramanım da... O yüzdendir kimseden bir şey beklemeyişim, o yüzdendir yalnızlığım...

İyi akşamlar yüce ve sevgili Mançalılar,
Tanıtmaya geldim kendimi bir parça.
Günler süratle geçiyor benim için de,
Daha ne zamandı ki en son hatırladığım salılar.
Ölüleri de hemen fark edebiliyordum o zamanlar
Daha ilk keskin bakışımda.
Hala çok keskin bakıyorum uzaklara,
Gözlük var ama, anlaşılmıyor uyumadan önce.
O kadar kesin değil geçmişim, biliyorum.
Çok kişiye "sen ve ben" dedim şu ana kadar ömrümde.
Niye dedim şu anda hatırlamıyorum,
Ama çok kişiydi gerçekten gördüğüm.
Say deseniz hepiniz tek tek sayamam.
Mança ahlakı diye bir şey var bir de,
Zaten demezsiniz siz,
Yalnızlığı insanın yüzüne vurmamak için eğitilmişsiniz.
Bir de parça etli kürdan kebabı var,
O artık başka türlü şiirlerde
Böyle farklı kültür parçalarını bir türlü anlamam.
Kestaneyi severim, ama kışın sadece
Özgürlüğü de sadece olmadığı zaman düşünürüm akşamları.
Sıcağı hiç sevmem,
Sanki Mısırlılardan bize kalan saçma bir hediye.
Benim mısırda dedem yok ki hem,
Olsa olsa part time kovboy vardır, o da bana kadar.
Sadece benim camımı kırmaya muktedir kendisi,
Mança'ya getiremedim o yüzden.
Sevgili Mançalılar, ne çabuk akşam olmuş,
Buraya geldiğimizde güneş henüz batmıştı.
Bir parça hayat, bir parça tentürdiyot,
Bir parça da geçmiş zaman şımarıklıkları.
Hala geçiremediniz değil mi rüyanızdaki İsaları.
Ben de görüyorum İsayı, ama sadece salıları.
En son hatırladığım salı ne zamandı ki,
Hani dört tane sakallı adam briç oynuyordu.
Sivri sakallıyı tutuyordum her zamanki gibi,
Şeytana benzetmiştim galiba, kan çekiyordu.
Hani ortağı olan ak sakallının beni kovduğu salı,
Taş çalıyormuşum, esas kendisi zar tutuyor.
O gece İsa rüyamda yemin etti benim için.
Siz de yemin edin mançalılar benim için,
Sonuçta kimse hesap sormuyor.
Zaten benim tuttuklarım da kaybettiler rüyamda
Herkes şanslı doğmuyor dedi İsa.
Onu da sayarsak baya çok kişi gördüm ömrümce
Bana çok geldi ya da.
Şanslıydı her gördüğüm birey bana göre,
Hepsi kazandı yazı turada, yazı geldi hep,
En çok da Mançalılar, siz yendiniz beni.
Şans değil keskin zeka deseniz de,
Sonuçta hepsi bir iki damla heyecan için.
Bir tek ben bakmıştım heyecanın gözlerinin içine korkmadan.
Çok keskin bakarım söylemiş miydim
Daha üçüncü damlada çözüldü heyecan
Gölgen olsa çözülmezdim dedi, ama biliyorum
Gölgem olsa da, heyecan o bakışa çözülürdü.
Sonra çöktü önümde biliyor rmusunuz Mançalılar?
Bu sevimsiz, Mança hayranının önünde diz çöktü
Ve bir seçim yap dedi bana.
Yaptım seçimimi ve buradayım işte,
Bütün benliğimle karşındayım ey Mança,
Son değirmen yok olana kadar da ayrılmayacağım.