Çok sözü gül diye aşka çağıran gün, tırnaklarında gecenin yansımaları, geldiği zaman ufka kapalı kapıdan, sel olur kan dökülür zamana, sesi çağıran ve sesten uzak çağrı, bakarsa uçurum gözleriyle yüzüme, teni tekil kor sevgili, korkarım kendime bir kötülük dokunmasından, çünkü yalnızlık akdim korudu beni, yağmurun açacağı yaralardan.
Doğru zaman kaçırılmışsa, diye düşündüm, eğer insan bir şeyi kendinden bunca esirgemişse, bir şey ondan bunca zaman esirgenmişse eğer, büyük bir güçle başlasa ve coşkuyla desteklense bile, artık çok geç kalınmış demektir. Yoksa 'çok geç' kalınmaz mı hiçbir zaman; yalnızca 'geç' mi kalınır ve 'geç' olması, her şeye karşın 'hiç' olmamasından daha mı iyidir? Bilemiyorum.