Sara bakıcı

10/10
·1062 syf.··
2022 7. kitabı
·
45 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2022 21:26
Tolstoy... Sen nasıl muhteşem bir insansın :). Efsane bir eseri geride bırakırken sürekli şunu sorguladım: Acaba yeterince özümseyebildim mi? Güzel bir şekilde kitabın hakkını vere vere bitirebildim mi? Kaçırdığım bir cümle bir satır oldu mu? Acaba doğru zamanda mı okudum...? Acabalar bitmiyor içimde. İnsan, çok sevdiği şeylere karşı bir incelik içerisinde olur benim de tam olarak hissettiğim şey bu sanırım. Tolstoy'u bilmek gerekiyor peki Tolstoy'u kitapta mı tanımalı yoksa bizzat hayat hikayesini araştırarak mı bence ikisi de. Eğer nasıl bir yaşamdan geçtiğini bilirsem kitabı okurken onu daha iyi anlarım düşüncesiyle Tolstoyu daha çok tanıma yoluna gittim. Kitaptan bahsetmem gerekirse Levin üzerinden dine, siyasete, o zamanki toplum yapısına o zamanın Rusya'sına, gerek evlilik ilişkilerine gerek insanlar arasındaki farklı ilişkilere, aristokrasiye dair düşüncelerini, anlattığını gördüm. Tabii ki her kitapta bir karakter vardır, diğer karakterlerden daha çok yazarın düşüncelerini duygularını yaşatır bu da Levindi. Kitapta geçen her isim her ilişki birer psikolojik tahlilden geçmiş gibiydi. Hepsini tek tek anlamak farklı kişiliklerle farklı ruhlarla tanışmak çok şey kattı bana. Dolli ve Stepan Arkadyiç arasındaki yalan sadakatsiz ilişki, Levin ve zamanla başına gelen olaylarla kişiliğin ne şekilde değiştiğini gördüğümüz kitinin arasındaki masum huzur dolu ve gururdan arınmış ilişkisi, Anna ve küçüklüğünden beri ailesiz büyümüş küçük yaştan büyük sorumlulukların yüklendiği çok çalışmayla sevgi gibi gerçek duygulardan uzak kalmış işine odaklanmış hırslı kocası Aleksey( zaman zaman çok kızdığım ama anlamaya çalıştığımda onu da yargılamanın yanlış olduğunu yeri geldiğinde üzüldüğüm kişilik), Anna ve Vronski arasındaki tutkulu aşkı, Vronskiy'i anlamaya çalıştıkça kafamın
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Tutunamayanlar'ı anlamak
Puan vermedi·724 syf.··
2022 6. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2022 17:15
Oğuz Atay, insan ve insanı anlamaya yönelik gelen bütün sorulara cevap niteliğinde bir kitap yazmış. Okuduğum her cümleyi bitirdiğim her satırı her sayfayı geride bırakırken; "seni düşünmek, seni anlamak ve seni hissetmek istiyorum" dedim. Doğru zamanda okumak diye bir cümle var, son günlerde herkesin dilinde dolanıp duruyor. Doğru zaman var mı gerçekten? Tam tersini düşünsek. İhtiyacımız olan bir kitaba birbirimizi daha iyi anlamak adına kelimelerin uğraş verdiği bir kitaba geç kalınmamalı diye düşündüm. İnsanın, yine en çok ihtiyaç duyduğu kimse insandır. Yalnızlığı başlatan da odur bitiren de. Birbirimize bu kadar uzak yabancı hisler içerisinde olduğumuz zamanlarda bir kitap bizi uyandırmaya yetebilir belki de diye düşündüm. Tutunamayanları anlatmak zor ancak hissetmek gerekiyor. Tutunamayan bir selim ardında bıraktığı tutunmaya çalıştıkça geriye doğru düşen bir Turgut. İnsanın ruhu hasta doğmaz ama o ruh hastalanabilir. Selim için tüm dünya işbirliği halindeydi onu üzmek ona değersiz, hiçbir işe yaramadığını hissettirmek, hiçe saymak, ona kendisini suçlu hissettirmek için adeta yarış halindeydiler. Onlar dediği "onlar" kişilerini kendi kafasının içinde suçlarken bile hemen kendini suçlamaya başlar onları savunmaya başlardı( insanın ruhunun hassas olmasının yanında onu o ruhsal duruma sürüklemek de var tabii) . Selim neden böyleydi peki? Neydi ona hayata karşı bu hale getiren. Selim'i, düşüncelerini, içinde bulunduğu duygudurumunu ve ruhsal durumu basite indirgeyip birkaç cümleyle anlatmak mümkün mü? Belki de tüm mesele anlaşılmaktı. Oturup onu sakince gerçekten kendinden bir şeyler vererek dinlemekti ama Oğuz Atay'ın da dediği gibi aslında kimse kimseyi dinlemiyor, dinliyormuş gibi yapıyor. Sadece Selim'i değil selim ruhlu insanları da belirli bir kalıp düşüncesi
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,8bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2021 21. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ağustos 2021 19:11
Kitap; İstanbul'da doğan aslı Kayserili Rum bir aileye ait olup 4 yaşındayken ailesiyle beraber New York’a göçen ve burada aldığı eğitimler ve başarısı sonucunda 20. yüzyıl Hollywood sinemasının yaratıcılarından biri olan  Rıhtımlar Üzerinde, İhtiras Tramvayı, Amerika Amerika gibi unutulmaz filmlere imza atan Marlon Brando, Montgomery Clift, Julie Harris ve Karl Malden gibi dönemin efsaneleşen oyuncularının yetişeceği Actors Studios’u kuran Arthur Miller ve Tennessee Williams’ın eserlerini de başarıyla beyazperdeye taşıyan Elia Kazandan bahsediyor. Zülfü Livanelinin içerik bakımından zengin olan bu kitabı ağırlıklı olarak biyografik bir tarzda yazılsa bile yer yer otobiyografik paragraflara da rastlayabilirsiniz. Kitabı ilk başta okurken bu derece zengin bir içeriğe sahip olması açıkçası beni biraz yordu, sebebi şuydu : İsmi geçen bütün sanatçıları ve o zamana ait olayları araştırıp o şekilde okumak istedim, başka türlü kitap okunmaz diye düşünüyorum.Kitabı okursanız eğer göreceğiniz üzere bir sürü isim geçiyor. Bu isimleri tek bir sanatçı başlığında toplamak zor çünkü bazıları aktör bazıları oyuncu bazıları ressam heykeltıraş bazıları yazar şair bazıları ise müzisyenler. Dikkatinizi çekmek isterim ki hepsi de iz bırakmış insanlar. ( Arthur Miller, Garbaçov ,Yaşar Kemal, Cengiz Aymatov, Tames Baldwin, Alvin Toffler, Claude Simon, Arif Mardini, Quincy Jones, Béla Bartòk, Mikis Theodorakis, Manos Hacıdakis, Robert Deniro, Martin scorsese...) Rahatsız olduğum bir konu varsa o da şu : Kitap hakkındaki yorumlara baktım pek olumlu dönüşler yok. Çoğu genç ve benden yaşça büyük arkadaşlarım kitabın diğer Zülfü Livanelinin kitaplarına nazaran daha az güzel olduğunu söylemekteler . Biraz daha gözlem yapınca şu kanıya vardım : İnsanımız roman türünde yazılmış kitaplara her ne
Elia ile YolculukZülfü Livaneli · Karakarga Yayınları · 202012,5bin okunma