Keyza
Birikmiş bir ses topluluğu çaldım
Kızışmış bir ülkenin ciğerinden
geçmişinin yarasına merhem olur diye...
ey Musa habersizi
ey ay yüzsüzü
yokluk diye
tanrılar emziriyor dudakların
de ki yağmur avlusu
kar pıhtısı bin sevi ertesi
ve
dışı ad ve adamlığa
mahkum
bin günün sezgisi
sefil suretim
ve ahkama dayalı resmiyetler öncesi
ya , yar içimin kurgusunu
ya da al içimin kuşkusunu
Keyza
söyleyemediğim cümlelerin terlerini salıyor harflerim
genzim bir tuz uğultusu ağzımdan çıkan tek şey anlamsız bir yorgunluk
oysa en iyi sen bilirsin
bağcıkları bağlanmamış harflerin dağınıklığını toparlayan tek zaman dilimiydi adın
ve meyli sevdiğini kaybetmeye eğimli bir sokağı oyalamaktan başka
bir hadise yoktu cümlelerinde