inşirâh
yemin ettim zebura incile ve kur ’ana
Ali ’nin kılıcıyla kibrimi kesiyorum
incire ve zeytine akıp geçen zamana
Süleyman’ ın emriyle yel oldum esiyorum
Kalbim yusufi kuyu dilim zikir inşirâh
umut ektim yarına vuslatı bekliyorum
içim gece kanıyor gözümde sarı sabah
zemzemi yudumladım kır atı bekliyorum
Ruhum karanlık gece ağzım derin bir mezar
toprak üstümü örtmez acı öğütüyorum
can ağlama duvarı ağlamışsam ne yazar
kalbimdeki sancıyı aşkla avutuyorum
Nemrut’un boğazında sivri uçlu arıyım
yedi kapıdan geçtim zulme son vermek için
dilim sûkutu bilmez hadsizim uçarıyım
kalbime sevda ektim vuslata ermek için
rüzgar kini götürüp bulutlar çekilince
Muhammed ’in izinde gördük ebedi aşkı
içinde - kini görüp bu lutlar devrilince
döndü gözler Mekke ’ye ördük ebedi aşkı
bir h/ayin ateşinde nefesim çürümüşken
kırmızı bir ıslıkla eriyorum huzura
toprakta cesedimi böcekler bürümüşken