Binbir Gece Masalları'nın 1.cildinde yer alan "Vezir Nureddin, Kardeşi Vezir Şemseddin ve Hasan Bedreddin'in Öyküsü"ndeki düğün sahnesinde Vezir Şemseddin'i cezalandırmak isteyen ülkenin hükümdarı, vezirin kızı Sitt-ül Hüsn'ü bir kambur ile evlendirmek ister. Kambur tipi öykü boyunca varlığını korur ve öyküde çirkinliği temsil eder. Vezir Nureddin'in oğlu Hasan Bedreddin öykünün baş kişisidir ve öyküde güzelliği temsil eder.
Sitt-ül Hüsn ile kamburun düğünlerinde bir ecinniye(dişi cin) oyun oynar kamburu bir wc'ye kilitler ve Sitt-ül Hüsn ile Hasan Bedreddin'in evlenmelerini sağlar. Ecinniyenin isteği güzelin güzelle birleşmesidir. (Hsn kökünden Hüsn ve Hasan kelimesi türer.)
Buradan anlaşılıyor ki öykünün amacı aşkı ve aşkın gerçekliğini ve sahteliğini anlatmak değil, güzelliği (gözün gördüğünü öğrenilmiş bir şekilde kabul ederek) anlatmaktır.
Kamburu sadece öykü kişileri değil, öykünün anlatıcısı da tarafsız kalmayarak aşağılar: "Kambura gelince, bütün bunlar olup biterken, kötülemelerden yılmış; bir kenarda tek başına maymun gibi oturup kalmış; ve rastlantı kabilinden onun yanına kim yaklaşmışsa ya da yanından kim geçmişse, onunla alay etmek için mumlarını söndürmüşler." (308)
Gelgelelim Victor Hugo, 1831'de aşkı ve aşkın gerçekliğini bir kambur karakter üzerinden anlatmıştır. Gelenekselin tekdüze güzellik anlayışından uzaklaşmasından dolayı, Victor Hugo'nun dilimize "Notre-Dame'ın Kamburu" olarak çevrilen söz konusu eseri Modern Edebiyat'ın zirve anlatılarından biri olarak kabul edilir.
Binbir Gece Masalları 1Notre-Dame'ın Kamburu
"Öğrencilerimden birinin IQ'su 148," dedi ona, "ama Dünya'nın 6.000 yaşında olduğunda ısrar ediyor. Bu yüzden onu jeoloji bölümüne götürüp üç milyon yıllık bir fosil gösterdim. Omuz silkip, 'Sanırım Tanrı o fosili Dünya'ya bilerek bıraktı. İnancımı sınamak için.' dedi."
“you aren’t jealous that agatha gets a boy and a crown and a kingdom and everything else?” hort pressed in disbelief. “you aren’t jealous that agatha’s a queen?”
he saw her stop at the gates, faced away as students streamed past.
“a tiny bit, of course,” she said softly. “but then i remember…”
sophie looked back, smiling bright as a diamond.
“i’m me.”