Aysun ulukan

Bir Şaman öğretisi şöyle der : Doğada hiçbir şey kendisi için yaşamaz… Nehirler kendi suyunu içemez. Ağaçlar kendi meyvelerini yiyemez. Güneş kendisi için ısıtmaz. Ay kendisi için parlamaz. Çiçekler kendileri için kokmaz. Toprak kendisi için doğurmaz. Rüzgar kendisi için esmez. Bulutlar kendi yağmurlarından ıslanmaz. Doğanın anayasasında ilk madde şudur: Her şey birbiri için yaşar! Birbiri için yaşamak, doğanın kanunudur… Eski çağlarda yürürlükte olan bir anlayıştı bu. Bütünlüğü anlatırdı, özü iki cümleydi: “Ben, biz olduğumuz zaman ben olurum.” “Ben, ben olduğum için ; Sen, sensin.” (Kam Davulu)
Günaydın 1k
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
#yaşarkemal Yaşar Kemal ARZUHALCİ Eski dönemlerde kazançlı işlerden biriydi arzuhalcilik.Zamanla yaldızları dökülen yazı emekçiliğinin ,İstanbul'dan Anadolu kentlerine; kasabalara yayılması Cumhuriyet'in ilanından sonra olur. Anadolu'daki arzuhalcilerin en ünlüsü Kemal Sadık Gökçeli'dir.. Komünizm propagandası yaptığı iddia edilen bir çocuğun işkencede adını vermesiyle, Kemal Sadık partinin kurucu üyelerinden biri olduğu gerekçesiyle gözaltına alınır. Daktilosunun arkasında boş kaldığı zamanlar öyküler yazan arzuhalci Kemal Sadık ,üç ay hapis yatar. Oysa çocukla birbirlerini hiç tanımazlar. Neyse ki olayın, arzuhalcinin doğru sözlü, zulüm karşısında boyun eğmeyen,ezilen inanların haklarını savunan kişiliğinden rahatsız olanlardan kaynaklandığını anlayan yargıç, beraat kararı verir. Kemal Sadık, adliyeden çıkarken yanına gelen bir görevli,yargıcın kendisini odasında beklediğini söyler. Arzuhalciyi karşısına oturtan, kahve ikram eden yargıç, onun hayatını değiştirecek konuşmasını yapar : "Sizi mahkûm edeyim diye çok baskı yapıldı bana. Çukurova'da kalmayın. Hemen İstanbul'a gidin. Orada,Yeni Cami'nin arkasında da arzuhalcilik yapar, hayatınızı kazanabilirsiniz. Sizi burada öldürecekler.Yazık olacak öldürülürseniz. 'Bebek' hikâyenizi ben de okudum, karım da okudu. Çok sevdik. O edebiyattan iyi anlar. Hattâ merakından bugün sizi görmek için mahkemedeydi. Kadınların içinde. Ben fazla anlamam, ama Türkçeyi kullanma ustalığınıza hayran oldum. Bana söz verin, buralarda durmayacağınıza dair.." "Bebek", Kemal Sadık'ın ekmeğini kazandığı daktilosunda yazdığı öyküdür ve yayımlanmamıştır. Hakimin sözlerinden, öykünün mahkemeye jandarma tarafından delil olarak sunulduğunu anlar.Hakimin karısı belki de onun yeteneğini ilk keşfeden okurudur. Ama ne okur ! Sevdiği yazarı görmek için
Edebiyat
#GeceyeNotum #GeceyeBirSöz : Ben de koydum #ayraç ımı kitabımın arasına #umut #neokuyorum ?? Kendimi buldum mu tartışılırken; #Leylayıbulmak ‘a kalkıştım. Haydi hayırlısı😻 #serpilcoşan Serpil Çoşan “Susarsan; duyacaksın”#UmutluMusunuz ? #iyiakşamlar #iyigeceler Leyla'yı Bulmak
🔴AH ŞU 40 PARALIK ADAMLAR .....‼️ Toplumumuzda çok kullanılan bir sözdür. Kaç paralık adam ki?? Sanki adamlığın ölçü birimi paraymış gibi. Parası olana beyefendi denir. Parası olmayan adam bile değildir. Yaşlılar daha iyi bilir Eskiden öğrenciler de parayla değerlendirildi. "40 paralık adamlar" denilirdi. Eylem yapan, hakkını arayan öğrencinin genel adıydı bu. "40 paralık adamlar" Peki, neden 10, 20, 30 değil de, 40 paralık adamdı öğrenciler?. Tarih; Teşrinisani 1924'tü. Yani 1924 yılının Kasım ayı. İstanbul'da tramvay şehir ulaşımı Konstantinopl isimli bir Belçika şirketine aitti.Cumhuriyet kurulduktan sonra yabancı şirketlerle masaya oturulmuş ve sözleşmeye bazı şartlar konmuştu.Bu şartlardan birine göre öğrenciler kimliklerini göstermek şartıyla yarı fiyatına tramvaya binecekti.Belçika şirketi Türkiye Cumhuriyeti devletinin tüm şartlarını kabul etti.. Tramvayda tam bilet 80 para, öğrenci 40 paraydı.Ancak Osmanlı döneminde her istediği yapılan Belçika şirketi sorun çıkarıyordu.Öğrencilerden de tam bilet parası, yani 80 para istiyordu.15 Kasım 1924'te Tıp Fakültesi öğrencileri örgütlendi.İstanbul'un tüm duraklarında tramvaya binecekler ve 40 para ödeyeceklerdi.Harbiye durağından binen bir grup öğrenci 40 para verince biletci kabul etmedi ve tramvayda olaylar çıktı.Kavganın büyümesi üzerine vatman tramvayı durdurdu.Olay yerine yetişen şirket işçileri ile öğrenciler arasında arbade yaşandı.Yoldan geçen bazı vatandaşlar da hakkını arayan öğrencilere tepki gösteriyordu.”Ne olacak, bunlar 40 paralık adamlar"Bir anda iki el silah sesi duyuldu ve iki öğrenci vurularak yaralandı. Silahı ateşleyen polis Harbiye karakolunua sığınarak linçten zor kurtuldu.Ertesi gün İstanbul'daki tüm üniversite öğrencileri ayaklanmıştı.Belçika şirketinin Beyoğlu'ndaki Metrohan'da
Tarih
Amaç, huzur olsa, kolay.Amaç, kendine açtığın savaşı kazanmak.Kazanırsan ; ne olur?Artık huzura ihtiyacın kalmaz.
Sayfa 64 - İnkilap yayınevi·Kitabı okudu