2020'nin son kitabı, son incelemesi ve ayrıca Doktor Kim serisinin Türkçe basılmış son kitabıyla geldim. Son kitabını okuduğum için biraz hüzünlüyüm. Keşke serinin tüm kitapları da çevrilebilseydi, zira İngilizce basımlarını almak bir hayli pahalıya malolacak :) 1 yıldır bu kitapları toplamak için uğraşıyordum. Bir sürü ikinci el satış sitelerini takip ettim ve sonunda seriyi tamamladım, sıra yeni basım Doctor Who kitaplarında :)
Kitabın içeriğine gelecek olursak da, klasik seriyi iyi de olsa kötü de olsa bağrıma basarım fakat benim fikrimce bu kitap Doktor Kim serisinin en iyisiydi. Companion Jo Grant'la beraber, geçmiş ve gelecek arasında mekik dokutan, bazı yerlerinde ise beni -klasik olmasından ötürü beklemediğimden- gerçekten şaşırtan, heyecanlı bir Dalek macerasıydı. Aslından kitaplarda, dizide olduğu gibi Doktor'un aktif olmasını bekliyordum. Diğer yeni basım kitaplarda da klasiklerdeki gibi olur mu bilmiyorum ama umarım daha aktif, daha atılgan, daha muzip bir Doktor görürüm bundan sonra. Ne olursa olsun yine de bağrıma basacağım, o ayrı mesele :)
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kış aylarında okunabilecek sıcacık bir hikayenin incelemesiyle geldim :)
Bu kitabı ilk okuduğumda 13 yaşımdaydım. O zamandan bu yana hep bir kere daha okumak istemiştim. Ancak aynı tatlı hisleri tekrar yaşar mıyım acaba diye de düşünmedim değil. Çünkü o zamandan bu yana kitap değişmese bile ben değiştim ve aynı hayal dünyasına sahip değilim. Tabi bu hisler kitabı okumaya başladığım an kafamdan uçtu gitti. Yine yakılan defterler için üzüldüm, yine Martin'le resim yaptım, yine Uli'yle şemsiyeyle atladım.
Bundan yıllar sonra, ömrüm yeterse, yine okuyacağım, yine Martin'le resim yapacağım, sonunu bile bile yine Uli'yle beraber atlayacağım. Bazı kitaplar bazı zamanlarda okunduğunda iz bırakır. Bu kitap da benim için öyle, gördükçe bile içimin ısındığı, okudukça yumuşacık olduğum bir hikaye. Belki ben de "10 Yıl İçinde" gezmelik giysilerimi giyip, altı kır at tarafından çekilen mavi bir faytonla Alpler'e giderim, kim bilir?
Güneşi ya da yıldızları bir daha görmeyecek, yanağımda oynaşan rüzgârı hissetmeyeceğim. Ancak ışık, duygular ve hisler kaybolup gittiğinde ulaşabileceğim mutluluğa.