öyle bir gülümsüyordu ki... kalbim delindi. delikten kan aktı. kan yere döküldü. yer göğe kalktı. gök başıma yıkıldı. başım gökle ezildi. keder aşkla yazıldı. yazılana uyuldu. yaşandı da yaşandı. ölüm gitti elimden. sabır düştü dilimden. göğe uzattım elimi. kinle boyadım gözümü. gözü boyanan neylesin? gönlünü neyle eylesin?
-belki de bulamayacaksam, ne diye o kadar kürek çekeyim?
-belki de sana düşen, bulmak değil aramaktır...
-neyi aramak?
-bulamayacağın şeyi.
-bulamayacaksam niye arayayım?
-bulamamayı bulmak için.
-bulamamayı bulmak için aramama ne gerek var, aramasam zaten bulamamış olurum.
-bulamayacağın şeyi ararken bulacağın şey belki de aramanın faziletidir...
Judith bir gün annesine eskiden ikiz olup artık olmayanlara ne dendiğini soruyor.
evliysen ve kocan ölmüşse, dul oluyorsun. anne babası ölen çocuklar öksüz oluyor. benim gibilere ne deniyor ki?