Yok oluş duygusunun da insana bir zevk sağladığını bilmiyor musun? Her aklı başında insanın ulaşmaya çalıştığı değerleri elinin tersiyle bir kenara itiverme yoluyla kendisini ve karşısındakini aşağılamak. Dostoyevski'nin temel itkisi.
Bizim türümüzde bir halk için, maneviyat her zaman ön plandadır ve esas motive eden unsur budur. Politik eylem, ikinci sırada gelir. Bir refleks, bir ifade, bir araçtır. Kaderin bizi görevlendirdiği dünya gücü olma atılımımız ta derinlerden gelmektedir; Dünya karşısında şahlanışımız, bilincinde olmaktan acı duyduğumuz yalnızlığımızdandır; imparatorluğun kurulduğu günden beri dünya ekonomisiyle aramızdaki en güçlü bağlar bile bu yalnızlığı giderememiştir. Acı olan, aslında bir özlemin, beraberlik için duyduğumuz açlığın, savaşa yönelmiş ampirik bir olgu olarak tezahür etmesidir.
"Rusların", dedi Deutschlin bir özdeyiş söyler edasıyla, "derinlikleri var ama şekilden yoksunlar. Batıdakilerin ise şekilleri var ama derinlikleri yok. İkisine aynı anda sahip olan bir tek biz varız; biz Almanlar."
Sinan, ne kadar zor ve zahmetli olursa olsun, üstlendiği her göreve bir koza olarak bakıyordu. Bir kez o kozanın içine girdi mi gözü dünyayı görmüyordu.