“Garplı gibi binalar yapıyor ama çimentosunu, demirini çalıyor , kolonları kesiyoruz.
Garplı gibi otomobillere biniyor ama emniyet kemeri yuvasına “toka” takıyor, muayeneye giderken komşudan yangın tüpünü ödünç alıyor, direksiyona kendimiz geçmiyor , içimizdeki canavarı geçiriyoruz. Garplı gibi tüketiyor ama çalışmadan, kısa yoldan köşe dönelim istiyoruz. Garplının sistemlerini taklit ediyor ama ona rüşveti, dolandırıcılığı, hukuksuzluğu katıyoruz. Garplı gibi dünyevileşiyor, deniz tatilleri, kayak tatillerine gidiyoruz ama otellerin yangın tertibatına üç kuruş harcayıp tedbir almıyoruz .
Bu bir millet meselesi. özünden uzaklaşıp bilinmeze , derin uçurumlara ilerleyen bir çürüme meselesi . “