Farklı siyasi görüşlerde olan kişiler ve bu uğurda verilen mücadele içinde elbette aşk... Belki tüm bu olayların sebebi ya da sonucu idi...
Bir kitaptan aldığım almak istediğim hazzı fazlasıyla verdi "Kar"
Okuduğum en sürükleyici romanlardan biri. Kitaptaki kar betimlemeleri olağanüstü. Pek çok kere kendimi Kars'taymış gibi hissettim. Bunun yanısıra hiç görmediğim Kars'a günün birinde gidersem sanki Turgut Bey ve kızlarını daha pek çok karakteri orada bulacakmışım gibi düşünmemin sebebi; harika Kars ve karakter betimlemeleri...
Kitabı okurken okuduğum her karakteri içimde hissettirdi yazar. Hangi karakter hangi duyguyu hissediyorsa ben de hissettim. Kızdım, üzüldüm, sinirlendim, mutlu oldum, umutlandım... En önemlisi hepsini "anladım" neyi neden yaptıklarını hangi duygu ile yaptıklarını, beklentilerini, bakış açılarını...Bana göre yazar, ne içerikte ne karakterlerde ve karakterler arasi ilişkilerde kesinlikle bir boşluk, tutarsızlık bırakmamış.
Kitabı bitirdiğimde daha önce okuyup etkilendiğim karakterler de zihnimde yeniden hortlamaya başladı. Ka' yı, mutlu olmak yolunda aceleci davranıp hatalar yaptığını düşünürken zihnimde Dimitri Karamazov belirdi birden. Ka'nın yanında. Ne kadar benziyorlar diye düşündüm. Ve şimdi uzatmamak adına yazmak istemediğim pekçok karakteri yeniden uyandırdı bende Orhan Pamuk. (Turgut Özben' i de gördüğümü minicik eklemeliyim ama :)
"Son Söz" bölümünde ise; " Bana göre romanlar, insanlar hakkında ahlâki yargılar vermek için değil, onları ANLAMAK için yazılır." diyen Orhan Pamuk' u kimsenin anlamaması, kendini bu romanı yazdığı için dışlanmış hissetmesi ve bunu belirtmesi, kimseye beğendirememesi (dinciler, solcular, milliyetçiler, laikler ve en acısı diğer yazarların eleştirileri, Karslıların tepkileri...) üzdü.
Roman yazmak