Bir insanın yaşamı ne anlatılır ne de yazılır. Dünyayı seven ve bir uçtan bir uca gezip dolaşan bir insanın yaşamıysa anlatmaya daha az uygundur. Ama bu insan tutkuluysa, dünyayı dolaşırken, yoksulluğun ve mutluluğun her türlüsünü tanımışsa, o zaman, onun yaşamı konusunda canlı bir örnek vermesi hemen hemen olanaksızdır. Önce, kendisi için, sonra da onu dinlemek zorunda kalanlar için olanaksızdır.
Ruhu güçlü, çalkantılı, aynı zamanda da serüven dolu bir insanın yaşamının ilginçliği, büyüleyiciliği ve güzelliği bu yaşamın belirgin olaylarında bulunmaz her zaman. Bu ayrıntı, genelde güzellik içinde bulunur. Ama ayrıntıları kim dinler?
Kim onun tadına varır? Özellikle de kim anlar onu?..
İşte bu yüzden ben: «Bize yaşamınızdan bir şeyler anlatın!..» diyenlere karşıyım.