-Yunus Emre Aşkın Yolculuğu- dizisini izlediyseniz, kitabı okurken sahneler bir bir gözlerinizin önünden geçiyor. Varlığı terkedip, yok'lukta kendini bulan, nefs'inin sesini duyan ve hatta onu öldüren Mahmud Hûdayi Hazretleri'nin hayatı, bana kendi yaşadığım hayatı sorgulattı.
"Bu kitap belki de senin için yazılmıştır." diyor yazar.
Evet benim için yazılmıştı...
Ene, yani ben.
Edebiyat okuyan oda arkadaşımın vize sınavında sorumlu olduğu o müthiş kitap. Yazarın adını ilk defa duymuştum. Arka kapaktaki yazıyı okuyup da kitabı merak etmeyen olmaz bence :)
Nazlı Eray, kitabı Bartın'da tasarlamış. Olay Bartın'da geçiyor. Sık sık yürüdüğüm sokaklardan, bazen önünden geçtiğim, bazen oturup bir çay kahve içtiğim mekanlardan bahsedince kitabın bir karakteriymişim gibi hayal etmekten kendimi alamadım.
Hani Celal, yeniden hayata döndükten sonra derin derin nefes alıp, kuş cıvıltılarını dinleyip, ayaklarının altındaki yaprakların hışırtısını dinlemişti ya uzunca... Tam o anda dedim ki, hayattasın ve kâinatın karış karış her noktası bugün senin. Yarın bir ihtimal. Her yeni günü, ölmüşüzde hayata yeniden gelmişiz gibi yaşasak kim bilir ömür defterimiz nasıl güzelliklerle dolup taşar.
"Her insan, hayatının bir döneminde Yusuf olur, kuyunun en dibini görür.
Allah öyle bir çıkarır ki dibin de dibinden, yaraların izi bile kalmaz.."
Kitabı okurken katıldığım bir sohbetde çok sevdiğim bir hocam kurmuştu bu cümleleri.
Dibin de dibinde olduğum bir dönemde.
Kitap elimde ordan oraya sürüklendi çünkü kuyunun dibindeydim, adım atmaya mecalim yoktu.
Bugün hem kitap bitti, hem ben o kuyudan çıkıp aydınlığı gördüm.
İnceleme değil de iç dökme olsun.
Geriye dönüp baktığımda bu kitaba, kendi kuyum ve aydınlığa çıkma hikayem aklıma gelsin. Gelsin ki bir sonraki kuyuda, nasıl çıktığımı unutmayayım...
Aşk GirdabıSelami Yalçın · Nar Yayınları · 201519 okunma
Yoksulluk gerçekten içimdeymiş.
İçimizdeymiş.
İçindeki 'Engin' lerle mücadele eden Süheyla. Kapılıp gitmek de vardı enginlere ama kendine dönüşün, kendini buluşun öyle güzeldi ki.
Bana ışık oldun.
'Gönül Dağı' dizisiyle hayatıma, canım arkadaşım sayesinde de kütüphaneme girmiş olan Mustafa Çiftçi, galemine guvvat be yozgatlım...
Latife bir yana, uzun zamandır bu kadar samimi (anamın söylemiyle bizden) bir kitap okumamıştım. Online eğitim, korona, felaketler derken dibe batmış ruh halime çok iyi geldin Bozkırda
Altmışaltı. Teşekkür ederim.
(Handan Yeşili'ne kalbimizi bıraktık)