Bazen hayatın koşturmacası içinde fark etmeden yoruluyoruz. İş, sorumluluklar, sürekli bir şeyleri yetiştirme telaşı… derken zihnimiz de bedenimiz de ağırlaşıyor. Ben de geçtiğimiz günlerde öyle bir noktaya gelmiştim. İş yerinden izin aldım, adına da “kafa izni” dedim. Çünkü gerçekten kendimle baş başa kalmaya, sessizliğe ve biraz da düşüncelerimi toparlamaya ihtiyacım vardı. Bu süreçte yaşadığım olayları geniş bir açıdan bakamaya fırsatım oldu.
Elime bir puzzle aldım. Basit gibi görünse de aslında çok öğretici bir uğraş benim için. Her küçük parça sabrı öğretti, bütünü ise bana şunu hatırlattı. “Her şey zamanla yerine oturur.” Puzzle yaparken hiçbir şeyin aceleye gelmeyeceğini anladım ve olabildiğince sakin bir şekilde yaptım, kimi zaman kaybolduğumuzu düşündüğümüz parçaların aslında tam da gözümüzün önünde durduğunu fark ettim.
Belki de hayat da böyle. Bazen parça parça dağılıyoruz, hiçbir şeyin anlamlı olmayacağını düşünüyoruz. Ama zamanla, sabırla, kendimize alan açarak parçaları yerine koyduğumuzda kocaman bir resim çıkıyor ortaya. Ve işte o resim, biraz huzur, biraz kendini yeniden keşfetme, biraz da yaşamın aslında ne kadar dengeli olduğunun göstergesi oluyor.
Kendime ayırdığım bu zaman bana iyi geldi. Size da tavsiyem; fırsat bulduğunuzda, işin-gücün telaşından bir adım geri çekilip kendinize küçük bir alan yaratmak. Puzzle olur, yürüyüş olur, resim olur… Önemli olan parçaları birleştirirken aslında kendini yeniden bulabilmek...