Anarşist Banker ve Şeytanın Saati, Fernando Pessoa’nın iki farklı eseri. Önce Anarşist Banker’i inceyeleyeceğim.
Bir yemek masasında geçen iki kişi arasında ki sohbete tanık oluyoruz. 20-21 yaşlarında anarşist ve tüccar olan banker, arkadaşının “geçen gün birileri bana anarşist olduğunu söyledi” sözüne karşılık “eskiden değil hâlâ öyleyim” şeklinde konuşmaları başlıyor. Karşılıklı soru cevap şeklinde arkadaşı bankerin düşüncelerini merak ediyor ve sorguluyor.
Banker, doğanın adaletsizliklerine karşı elden bir şey gelmediğini ama toplumdan ve onun teamüllerinden kaynaklanan adaletsizliklere karşı savaşabileceğimiz düşüncesinde. Bir insanın doğuştan gelen yeteneği, gücü ve enerjisi nedeniyle bizden daha üstün olduğunu kabul edebiliriz ama anne karnından çıktığı andan itibaren ona sunulan, tamamen şans eseri elde ettiği zenginlik, toplumsal konum ve elverişli koşullar nedeniyle bizden üstün olduğunu kabul edip etmemiz konusunda bizi düşündürüyor.
Eğer doğal bir toplum mümkünse anarşist ya da özgür bir toplum var olabilir ya da olmalıdır çünkü tamamen doğal olan tek toplum şekli budur. Dünyada ki en büyük kötülükler doğal gerçekliklere yapışan dinden aileye, paradan devlete de kadar uzanan tüm toplumsal uzlaşma ve kurgulardır.(syf.13) Doğal olarak konuşmak, koca olmak, zengin ya da fakir olmak, Portekizli ya da İngiliz olmak için doğmayız. Bizi tanımlayan tüm bu şeyler toplumsal kurgulardır.
Yani anarşist banker sadece özgürlüğü istiyor. Kendisi ve diğerleri için sadece özgürlük. Tüm insanlık için özgürlük. Toplumsal kurguların ve baskıların etkisinden olmadan bir yaşam. Çok farklı bir bakış açısı sunuyor açıkcası.
Önemli olan zorbalık yaratmak değildir, yeni bir zorbalık yaratmamaktır. Anarşistlerinde birlikte olduklarında birbirleri üzerinde söz sahibi olmaları öyle