Üç erkek arkadaş keşif yaparlar ve bir ülkeye denk gelirler. Bu ülkede sadece kadınlar var. Kadınlardan oluşan bir ülke, erkek yok, bebekler var ama hepsi kız. Erkeklere göre bir yer değil, çok tehlikeli. Gidenler olmuş ama hiçbiri geri gelmemiş. Bu üç erkek arkadaş bu söylenenleri duydukça daha da çok meraklanmaya başlar.
Sadece kadınların olduğu bir ülkeyi düşündüklerinde akıllarına son derece ilkel bir toplulukla karşılaşacaklarını, çok da bir gelişim içinde olmadıklarını, sürekli kavga ettiklerini, herhangi bir düzen ya da tertipin olmadığını, sadece dokuma yaptıklarını düşünüp dururlar. Uçakla ülkeyi bulmaya çalışırlar. Çok geçmeden bulurlar. O sırada düzgün, temiz yollara, etkileyici mimariye hayran kalırlar. Ve düşündüklerinin aksine gelişmiş bir ülkeyi incelerler. İniş yapmaya karar verirler. Ortalık son derece güvenli ve medeni duruyor. Göğe dönmüş üç arkadaşa bakan kadınlar, son derece korkmuşlar. Üç arkadaşta kadınların güzel olduğu konusunda hemfikirdi.
Üç keşif, misafirhanede ağırlanır. Birbirlerine kendi dillerini öğretmeye çalışırlar. Yaşantılarını, kültürlerini, hayat tarzlarını birbirleriyle paylaşırlar. Ve bu üç keşif kadınların böyle düzenli bir sistem içerisinde yaşamalarına çok şaşırır.
Annelik kadınlar ülkesinde çok önemli, kutsal sayılan bir şeydir. Anne sevgisi vahşi bir tutku değil, bir “içgüdü”, kişisel bir duyguydu, annelik onlar için bir dindi.(s.100) Annelik kavramına oldukça değer verirler.
Kitabın sonunda üç keşif yani Vandyck, Jeff, Terry ilk karşılaştığı kadınlarla evlenirler. Terry’nin davranışlarını beğenmeyip onu göndermeye karar verirler. Jeff bu ülkede kalmaya karar verir. Vandyck ve karısı Terry’e yolculuğunda eşlik ederler. Onlara başkalarının böyle bir ülkenin varlığından haberleri olmaması gerektiği konusunda söz