Sümeyya Badur

Sümeyya Badur
Açılmayan bir kitap gibiyim. Küskün ve biçâre.
Master
13 Eylül
236 okur puanı
Şubat 2022 tarihinde katıldı
Puan vermedi·189 syf.··
2026 3. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 16:45
Türkiye’de modernleşme sürecinde mahremiyet, kadın, başörtüsü ve kamusal alan arasındaki ilişkiyi sosyolojik açıdan inceleyen bir çalışma. Modernleşme süreciyle birlikte kamusal alan ve özel alanın yeniden şekillendiği anlatılıyor. Geleneksel toplumda mahrem olan birçok şey modern toplumda görünür hale gelmiş. Yazar özellikle başörtülü kadınların modern kamusal alana girişi üzerine odaklanıyor. Üniversite, iş hayatı ve şehir yaşamında başörtülü kadınların görünür olması Türkiye’de modernlik tartışmalarını ortaya çıkarmıştır. Türkiye’de geleneksel İslami değerlerle modern yaşam tarzı arasındaki gerilimi ele almış. Başörtüsü sadece dini bir sembol değil, aynı zamanda kimlik ve kültür tartışmasının parçası olarak görülmüş. Modernleşme sürecinde kadın bedeni ve giyim tarzı önemli bir tartışma konusu olmuş. Başörtülü kadınlar hem dindar kimliklerini korumaya hem de modern eğitim ve çalışma hayatına katılmaya çalışmış. Mahremiyet kavramı modern toplumda dönüşmüş. Geleneksel mahremiyet anlayışı ile modern kamusal görünürlük arasında yeni bir ilişki ortaya çıkmış.
1000Kitap
Modern MahremNilüfer Göle · Metis Yayınları · 2000271 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·176 syf.··
2026 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 17:28
Alman sosyolog Max Weber tarafından kaleme alınmıştır. Modern kapitalizmin ortaya çıkışında dinin rolünü açıklamış. Neden modern kapitalizm ilk olarak Batı’da ve özellikle Protestan ülkelerde gelişti? sorusuna cevap vermeye çalışmış. Weber’e göre dinsel zihniyet çok önemli bu noktada. Sadece teknoloji ve ekonomi değil. Weber Kalvinist Protestanlık üzerinde durur. Çok çalışmak, dini bir görevdir. Zamanı boşa harcamak günahtır. Lüks ve israf kötüdür. Bu düşünceye meslek ahlakı denir. Kalvinist inanca göre, insanların cennete mi cehenneme mi gideceği önceden bellidir. Bu durum insanlarda kaygı oluşturur. Bu yüzden başarılı ve çalışkan olmaya yönelirler. Weber’e göre kapitalizm sadece para kazanmak değildir, kapitalizmin ruhu sürekli çalışmak, disiplinli olmak, sistemi büyütmek yani para sadece lüks için değil yeniden üretim için kullanılır. Protestan ahlakı parayı kazanmayı emreder ama harcamayı yasaklar. Bu durum sermaye birikimine yol açar. Bu düşünce de modern kapitalizmi oluşturur. Weber’e göre ekonomi her şeyi belirlemez. Yani burada Marx ile aynı düşüncede değildir. Ona göre din, kültür, değerler de ekonomiyi belirler. Din sadece ibadet değil, toplumun ekonomisini bile etkileyebilir. Weber, insanın mecbur olduğu için çalıştığını düşünür, sistemin içinde sıkışır buna “demir kafes” der. Modern insan ne kadar özgür görünürse görünsün aslında sisteme bağlı kalmıştır.
1000Kitap
Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin RuhuMax Weber · Kapra Yayıncılık · 20211,558 okunma
Puan vermedi·343 syf.··
2026 1. kitabı
·
92 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2026 22:46
Jules Payot tarafından kaleme alınan İrade Terbiyesi insanın, tembelliğiyle nasıl başa çıkabileceğini ve iradesini nasıl güçlendirebileceğini açıklayıcı şekilde ele alıyor. Payot insanın doğuştan tembel olduğunu düşünüyor ve bunun en önemli sebebinin kişinin duygularına, düşüncelerine, zevklerine teslim olmasından dolayıdır. İrade Payot’a göre doğuştan gelen sabit bir yetenek değildir; eğitilir, geliştirilebilir. Kişi doğru eylemlerle ya da yöntemlerle iradesini değiştirebilir. Hayal kurmak, bedensel tembellik, duygu-düşünceler, sosyal çevre zamanı boşa harcatan arkadaşlıklar; bunlar irade eğitimi için başa çıkılması gereken unsurlardır. Bir hedef doğrultusunda isteksizlik olursa bunu bahanelerle de güçlendiririz. Çevrenin de bunda etkisi vardır. Bunların yerine çözüm olarak yazar şu önerilerde bulunuyor: Birey hedefleri üzerinde düzenli olarak düşünebilir. Büyük hedeflerini küçük eylemlere bölerek yavaş yavaş harekete geçirir. Bu küçük eylemleri görmezden gelmemek lazım. Çünkü bunlar bizi amacımıza götürecek olan önemli etkenlerdir. İrade bir anda verilecek kararlardan ibaret değil. Çünkü kullanılmadığında körelen, pasifleşen bir eğilimi vardır. Bu anlık ilham ile elde edilecek bir şey değil Payot’a göre; disiplin ile olabilecek bir şey. Kişi bu disiplini inşa ettiğinde iradesini de amaçları, hedefleri doğrultusunda kullanabilecektir. Bunların hepsinin, kısa sürede olmadığını, sabır gerektirdiğini ve en önemlisi disiplin, sistematik şekilde oluşan eylemlerin sonucu olduğunu da vurgulamaktadır. “Başarının sırrı, amaçlarımız için kullanılabilecek her şeyden istifade etmektir (s.136)”
1000Kitap
İrade TerbiyesiJules Payot · Koridor Yayıncılık · 202038,4bin okunma
Puan vermedi·382 syf.··
2025 8. kitabı
·
57 günde okudu
·
Okunma: 04 Ekim 2025 19:23
Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Cumhuriyet Tarihi’nin en özgün romanı olarak geçer. İronik eleştiriye sahiptir. Romanda eski-yeni karşılaştırmaları yapılır. Saatler insana benzetilir. Önemli kahraman olan Hayri, dayısının ona hediye ettiği saatle, saatlere ilgisi başlar. Hayri, Nuri Efendi’ nin yanında saat tamiri işi öğrenir. Nuri efendi zamana çok önem veren biri. Ona göre zaman israfı vardır ve çok günahtır. Nuri Efendi vefat eder, vefatından sonra Hayri askere gider. Döndükten sonra Emine ile evlenir ve çocukları olur.( Zehra ve Ahmet) Hayri akli dengesinden dolayı hastaneye yatırılır bir süre kalır. Eşi Emine iki çocuğuyla geçinmeye çalışır bu sürede o da hastalanır. Hayri hastaneden çıkar, Emine ölür. Hayri kahve köşelerinde günlerini geçirir durur. Çocuklarıyla ilgilenmez. İkinci evliliğini yapar. Hayatı çok kötü giderken hastaneden doktoru Hayri’yi, Halit Ayarcı ile tanıştırır. Halit onun saatlere ilgisi olduğunu bildiğinden Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü kurar. Bu enstitü ile saatleri doğru ayarlayıp, kurarak topluma düzen getirmeyi hedeflerler. Enstitü herkes tarafından sevilmeye başlanır. Hayri zengin olmaya başlar.
1000Kitap
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202352,9bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2025 7. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2025 19:27
Üç erkek arkadaş keşif yaparlar ve bir ülkeye denk gelirler. Bu ülkede sadece kadınlar var. Kadınlardan oluşan bir ülke, erkek yok, bebekler var ama hepsi kız. Erkeklere göre bir yer değil, çok tehlikeli. Gidenler olmuş ama hiçbiri geri gelmemiş. Bu üç erkek arkadaş bu söylenenleri duydukça daha da çok meraklanmaya başlar. Sadece kadınların olduğu bir ülkeyi düşündüklerinde akıllarına son derece ilkel bir toplulukla karşılaşacaklarını, çok da bir gelişim içinde olmadıklarını, sürekli kavga ettiklerini, herhangi bir düzen ya da tertipin olmadığını, sadece dokuma yaptıklarını düşünüp dururlar. Uçakla ülkeyi bulmaya çalışırlar. Çok geçmeden bulurlar. O sırada düzgün, temiz yollara, etkileyici mimariye hayran kalırlar. Ve düşündüklerinin aksine gelişmiş bir ülkeyi incelerler. İniş yapmaya karar verirler. Ortalık son derece güvenli ve medeni duruyor. Göğe dönmüş üç arkadaşa bakan kadınlar, son derece korkmuşlar. Üç arkadaşta kadınların güzel olduğu konusunda hemfikirdi. Üç keşif, misafirhanede ağırlanır. Birbirlerine kendi dillerini öğretmeye çalışırlar. Yaşantılarını, kültürlerini, hayat tarzlarını birbirleriyle paylaşırlar. Ve bu üç keşif kadınların böyle düzenli bir sistem içerisinde yaşamalarına çok şaşırır. Annelik kadınlar ülkesinde çok önemli, kutsal sayılan bir şeydir. Anne sevgisi vahşi bir tutku değil, bir “içgüdü”, kişisel bir duyguydu, annelik onlar için bir dindi.(s.100) Annelik kavramına oldukça değer verirler. Kitabın sonunda üç keşif yani Vandyck, Jeff, Terry ilk karşılaştığı kadınlarla evlenirler. Terry’nin davranışlarını beğenmeyip onu göndermeye karar verirler. Jeff bu ülkede kalmaya karar verir. Vandyck ve karısı Terry’e yolculuğunda eşlik ederler. Onlara başkalarının böyle bir ülkenin varlığından haberleri olmaması gerektiği konusunda söz
1000Kitap
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 201819,8bin okunma