Pan, Yunan Mitolojisi'nde kırın, satirlerin ve çobanların tanrısıdır. Bu tanım, Pan'ı doğa ile doğrudan ilişkili kıldığı için pastoral bir nitelik arzetse de Pan'ın bütün mitoslarda yarı keçi yarı insan suretinde tasvir edilmesi onu korkutucu bir figür hâline getirmiştir. Öyle ki Pan, kırlarda aniden insanların karşısına çıkıp görüntüsüyle insanları korkuttuğu için panik sözcüğüne de ilham kaynağı olmuştur. Pan, çoban tanrısı olduğu için ürkütücü görüntüsü ile zıtlık arzedecek şekilde kaynaklarda çoğunlukla kırlarda dolaşıp flüt çalan, sevimli bir figür olarak betimlenir. Ancak Pan, birçok kaynakta çığlık atarak düşmanlarını kaçırma, panik ettirme yeteneğine sahip olarak tanımlanmıştır.
Kaptan Thamos’un gemisi Ege denizinden geçerken Paksos Adasından esrarlı bir ses duyulmuş, doğanın yürek paralayıcı bir feryadı olan bu ses Epeiros’a gidince bildirin: Yüce Pan öldü! demiş. Epeiros’a varan gemiciler hep bir ağızdan doğanın buyruğunu yerine getirmişler, gemiden kıyılara doğru Yüce Pan öldü, Yüce Pan öldü! diye bağırmışlar. o zaman dağlardan, taşlardan, ağaçlardan, bitkilerden ve hayvanlardan feryatlar yükselmiş, bütün doğa yasa bürünmüş.
Çünkü sosyalizm yoksul emekçi kitlelerin işsiz kalmaması, iyi koşullar altında çalışması, doya doya yemesi içmesi, rahat bir evde oturması, hastayken bakılması, geleceğe güven duyması değildir sadece. Ömürleri boyunca bir zindana kapatılırcasına kültür yoksulluğuna mahkûm olanlara, bilimin, sanatın, edebiyatın, müziğin kapılarının açılması da sosyalizmin başlıca amaçlarından biridir.
Roman, insanın kaybolmuş ya da bastırılmış yönlerini keşfetme yolculuğunu anlatırken, aynı zamanda toplumsal eleştirilerde de bulunur. Aile, toplum ve birey arasındaki ilişkiyi sorgulayan yazar, karakterlerin içsel dünyalarındaki çatışmaları dış dünyadaki sorunlarla ilişkilendirir. Bu da eserin sadece bireysel bir arayışın ötesine geçerek, toplumsal bir eleştiri sunduğu anlamına gelir.