güldüğünde dişleri ne güzeldi, hele o ağzı! dudakları bir vahiy, bir vaatti adeta; hafızaya kazınıp gece hatırlanacak ve ertesi gün düşünüp arzulanacak bir şeydi.
burada ıstıraba ve tevekküle o kadar alıştım ki, onları bırakırsam ruhumun bir parçası kesilmiş gibi boşluk duyacağım; bırakmazsam isyansız nasıl yaşayacağım?
içimde bir boşluk. garip ve büyük bir his, derinliklerime doğru kaçıyor, gizleniyor. ruhum karartılarla, sessiz ve şekilsiz gölgelerle, eşya arkasına saklanan hayaletler gibi kendilerini göstermeden korkutan meçhul varlıklarla dolu.