oysa ben aşktan bir şeyler beklemiştim. aşkı tanıyınca insan olduğumu hissetmeye başlamıştım. (…) ama aşık olunca bedenimi, ruhumu, aklımı ve tüm çabamı düşünmeden verdim. asla bir şey beklemedim, sahip olduğum her şeyi verdim, kendimi tümüyle bırakıp bütün silahlarımdan, tüm savunmalarımdan arınarak çırılçıplak kaldım. 
babamın öldüğünü sanmıştım; gene de işte şu büyük, çirkin yuvarlak burunda yaşıyordu. annem de ölmüştü, fakat bu ince dudaklı ağızda sürdürüyordu yaşamayı. bense, yeni elbiselerim ve ayakkabılarımla hep aynı firdevs‘tim.
bu duyguyu yıllar önce de tatmıştım. beni sevmeyen birine aşık olmuştum. kendimi reddedilmiş hissediyordum; beni terk eden yalnızca o, koca dünyadaki milyonlarca insandan yalnızca biri değildi; bütün canlıları ve nesneleriyle koca dünyanın kendisiydi.