"Nedir gerçek?
Gerçek şu: Çirkin bir zabıt katibi Sabahat. Bunak bir annesi var. Fukaralık her yanından akıyor. Ağzı da kokuyormuş diyorlar.
Gün perdelerini indiriyor. Kamıştan, kuştan, Ha-şim'in şiirlerinden ne varsa toplanıp fıskiyeli havuza doluyor.
İncelip ipe dönmüş su sesini fısıltıya döndürüyor.
Sabahat'a ne oldu?
Evde kaldı.
Ev ne oldu?
Suya düştü. "
"Bağrına on bir yıldızın ve bir güneşin secdegahı Yusuf düşen Züleyha bakışlı Kimya! Kendin ol Kimya! Özün toprağına değsin. Öz toprağa değmedikçe ab-ı hayat filizlenmez. Önce öze döneceksin üryan... Yapayalnız. Sonra sayfa sayfa çevireceksin mevsimleri. Satır arası hayattan okuyacaksın aşkı ama Züleyha'ca değil... "
"En iyisi düşünmemekti. Kaçmaktı. Kendi içime kaçmak. Fakat bir içim var mıydı? Hatta ben var mıydım? Ben dediğim şey, bir yığın ihtiyaç, azap ve korku idi."