Öyle bir zafer ki, tam bir stratejik bir deha örneği. Tarihte hiçbir şekilde bir başka örneği yok. Şanlı ordumuz, canımıza kast etmek isteyen ve bir milleti topyekün yok etmek isteyen Yunan ordusunu, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde bozguna uğrattı ve milletimizin makûs talihini de yendi. Ebedi başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının ruhu şad, mekanı cennet olsun. Bugün Türkçe konuşuyor, Türkçe okuyor ve Türkçe yazabiliyorsak, inançlarımızı ve fikirlerimizi özgürce savunabiliyor ve örgütlenebiliyorsak, senin sayende. Ne zaman umutsuzluğa kapılsam, NUTUK'unu açıp sadece dış değil, iç düşmanlarla dahi ne kadar kararlı bir şekilde, haçlı ordularından sonra da cehaletle ne kadar savaştığını görünce umutlarım yeşeriyor ATA'm. İyi ki varsın, iyi ki bizim atamızsın, seninle gurur duyuyorum, senin bir evladın olmaktan iftihar ediyorum.
“Efendiler, ben bu kararların hiçbirinde isabet görmedim. Çünkü bu kararların dayandığı bütün deliller ve mantıklar çürüktü, temelsizdi. Gerçekte içinde bulunduğumuz o tarihte, Osmanlı Devleti'nin temelleri çökmüş, ömrü tamamlanmıştı. Osmanlı memleketleri tamamen parçalanmıştı. ortada bir avuç Türk'ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Son mesele bunun da taksimini sağlamaya çalışmaktan ibaretti. Osmanlı devleti onun istiklali padişah, halife, hükümet, bunların hepsi anlamı kalmamış birtakım boş sözlerden ibaretti.
Neyin ve kimin dokunulmazlığı için kimden ne gibi yardım sağlanmak isteniyordu?
O halde ciddi ve gerçek karar ne olabilirdi?
Efendiler, bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da milli haki'miyete dayanan, kayıtsız şartsız, bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak!
İşte, daha İstanbul'dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun'da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulanmasına başladığımız karar, bu karar olmuştur.
Ya istiklal ya ölüm”
“Efendiler, komutanlar askerlik görev ve gerekliliklerini düşünürken ve uygularken, kafalarını siyasi düşüncelerin etkisi altında bulundurmaktan kaçınmalıdırlar. siyasi yönün gereklerini düşünen başka görevliler olduğunu unutmamalıdırlar.”
"Efendiler, sırası gelmişken, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın!"