Alıntı paylaşan ve inceleme yapan sayfaları takip ediyorum. Daha çok Bilimkurgu üzerine okuma yapmakla beraber okunmaya değer diğer eserleri de takip ediyorum.
Lyotard’a göre, modern dünyanın ayırt edici en önemli özelliklerinden biri etrafını “büyük hikâyelerle” (meta-anlatılar) örmesiydi. Bu büyük hikâyeler, çağ atlatıcı ilerlemeler, aydınlanma, evrensellik, özgürlük, eşitlik, adalet, hümanizm gibi azamet verici ideolojilerden oluşuyordu. Modern mega kentler inşa eden ve gökdelenlerde yaşayan insanlar, bu büyük hikâyelerin peşinde koşarak çok büyük bedeller ödediler. Ancak, modern kentlinin elde ettiği tek şey kocaman bir sıfırdı. Lyotard’a göre, modern insan kendi çağının sunduğu hiçbir ideale ulaşamadı. Söz gelişi ne
modernist liberalizmin inandırmaya çalıştığı “özgürlük idealine”
ulaşlabildi ne sosyalizmin gösterdiği barışçıl ve emekçi eşitlik ne de her bakımdan adalet sağlanabildi. Dahası modernizmin vadettiği aydınlanma, ilerleme ve evrensellik iddialarının irfansız bir dünyayı götürdüğü yer açıktır. Ona göre postmodernizm, derin kuşku duyduğu bu modernist büyük anlatıları hafife ve basite alan bir benlik geliştirdi.
( Oksident Dergisi Cilt:1 Sayı:2 )
İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi onun validesidir. Ben bu seksen sene ömrümde, en büyük zatlardan ders aldığım halde, yemin ediyorum ki en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi merhum validemden aldığım telkinat ve manevi derslerdir ki o dersler fıtratımda, âdeta maddi vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş.
MS 1340'ta ateşli silahların çoğu henüz Avrupa'da bilinmezken İngiltere'nin Derby kontu ile Salisbury kontu Tarifa savaşı sırasında bir rastlantı sonucu İspanya'daydılar, o savaşta Araplar İspanyollara karşı top kullanmışlardı. Gördüklerinden etkilenen kontlar İngiliz ordusuna topu tanıttılar, ordu hemen benimsedi ve altı yıl sonra Crécy savaşında Fransız askerlerine karşı kullandı.