S

S
hepsi olur, belki olmaz hiçbiri...
438 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
9/10
·105 syf.·
2022 1. kitabı
Muhit dergisiyle tanışlıklığım Şubat sayısı ile oldu, lakin zihnimde ve kalbimde oldukça olumlu bir intiba bıraktı. Gerek şiirler gerekse yazılmış yazılar olsun tamamen kültürümüze, benliğimize, inancımıza hitap ediyor. Manevi bir hava soluyup, çokça eskiye dönük özlem duyumsadım. Özellikle türkülerin ne denli bizden ve birleştirici yönü olduğunu, unutmamamız gerken önemli bir değer olduğu gerçeği tekrar tekrar vurgulanmış. Derginin kapağından da anlaşıldığı üzre yine dertli dertli bir türkü dosyası, türküye dair kapsamlı araştırmalar ile elde edilmiş birikimler aktarılmış. İnsanın acısını anlayan ve dile getiren türküler insan yüreğinin derinliklerinde sürekli söylenir. Günümüz şarkıları ile de ufak bir karşılaştırma yapıldığı vakit de hakiki duyguları yansıtan, söz ve müzik ile türküler bizi başka diyarlara götürür. Dünya bizi ciğerlerimizi yakarak karşıladı, elbette ki kalbimizi de yakacaktı. Türkü, yürekteki yangının tüttürdükleridir. Yani bizdir, bizdendir, içimizdeki acının söze değmesi oradan kulağımıza ve ruhumuza yansımasıdır. Bu nedenledir ki türkü derttir. Dertli insanların türküleri vardır. Türkülerimizi unutmamamız, dinlememiz ve dinlettirmemiz dileğiyle... youtu.be/yFWsZGWgQQM youtu.be/NbskrjYI_QI youtu.be/aXLj7rM6UQQ
Muhit - Sayı 26 (Şubat 2022)Muhit Dergi · Turkuvaz Yayıncılık · 202283 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·128 syf.·
2021 23. kitabı
Sezai Karakoç 40 gün boyunca deniz kenarında bir saatini ayırıp Hızır ile randevusundan doğan ve sonsuzluğa karşı haykırılan şiirler... Sezai Karakoç'un şiirleri ile insan adeta bir zaman yolculuğuna çıkmış gibi hissediyor. Çöllerde, güneşin sıcağında, savaşın göbeğinde, camide, havrada ,katedralde, doğuda, batıda, geçmişte, günümüzde, daha birçok yer ve durum içerisinde bulunabilmek oldukça farklı bir tesir bırakıyor. Kâh Bağdat’ta, Buhara’da, Semerkant’ta, Filistin’de, Kudüs’te, Mekke’de İslam ruhunu yansıtan bu şehirlerde dolaşıyor... Kâh Hz. Muhammed, Nuh, Yusuf, Yunus, Zekeriya Musa, İsa ve daha birçok peygamberin İslam tarihi içindeki önemli olayları ile şaşkınlık içine giriyor. Oradan da günümüz ve İslam medeniyetlerinin yaşadığı buhranı göz önüne getirip sarsılıyoruz. Uzun bir tarihi yolculuk ile İslam ve peygamberler tarihine dair birçok olaya dair bir nevi tarihi hikâyeler şeklinde yazılmış şiirler ile ruh dolu, düşündürücü bir tablo ile örülü etkileyici şiirler yer alıyor.
Hızırla Kırk Saat - Şiirler IIISezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 20172,660 okunma
6/10
·70 syf.·
2021 22. kitabı
Fikrimce birçok şiirin yalnızca bir mısrası anlamlı ve kayda değer oluyor. Yani şiir bütünün içinde gizlenen bir mısra için dahi olsa okunur. Şiir bir ihtiyaçtır ve her şair bu ihtiyacını bireysel farklılıkları doğrultusunda ifade eder. Okunan şiirlerin de çoğunda bir tek şairinin tam anlamıyla bilebildiği anlamlar vardır. İsmet Özel şu şekilde ifade ediyor. "Düzyazıyı ne dediğini bilen kişi yazmalı, ama şiirde böyle bir şart yok. Şairler ne söylediklerini tamıtamına bilmezler. Bilseler belki onlar da ağızlarını açmazlardı. Şiir okuyanlarda kesin doğruları aradıkları için şiire bakmazlar. Şiir insanlık durumunun kaçınılmaz ihtiyacından doğan bir söz fışkırmasıdır." Ve İsmet Özel "Gerçek sözler söylenmemiş sözlerdir." diyerek düşündürüyor . Bundan ötürü de şiirlerin birçoğu anlaşılmaz ,bir gizem bir bilinmezlik her daim şiirde vuku bulur. Şiirin büyüsü de fikrimce bu noktadan gelir. Her insan şiirde kendinden bir şeyler bulur veyahut katar. Katabildiğimiz ve şiirde kendimize dair emareler duyumsadığımız vakit şiirin bizdeki değeri oluşur .Bu nedenle de bütün şiirleri tamıtamına beğenmek oldukça zordur. Bu kitapta da diğer şiir kitaplarında olduğu gibi bütün yazılan şiirleri beğenemedim fakat beğendiğim birçok mısra oldu. Dücane Cündioğlu ' nun da dediği gibi: "Unutma şiir bir mısra için okunur."
PervaneŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınları · 20216,4bin okunma
9/10
·112 syf.·
2021 21. kitabı
"Uygar" Avrupa'nın insanlarına bir ayna tutmak, gözlerini açmak amacıyla yazılmış. Samoa’daki kabilelerden birinin reisi olan Tiavea'lı Tuiavii'nin Avrupalı beyaz insanların modern, eksiksiz ve güneş batmayan yaşamlarına dair bu dikkat çekici ve zihin açıcı bir bakış açısı ile gözlemlediklerinin aktarıldığı notlardan derlenerek yazılmış, günümüz dünyasına dair eleştirel bir kitap. Özellikle modern, uygar medeniyetler olarak adlandırılan Avrupalı insanların ne denli şuursuz, ruhsuz benliklerinden, doğallıklarından, içlerinde bulunan insani duygulardan uzak kin, hırs, yarış ile dolu yaşayışlarına sebebiyet veren hususları neden ve sonuçları çarpıcı bir biçimde aktarılmış. Özellikle de ilkel, doğal ruhları, zihinleri , dinleri ve dilleri kirlenmemiş olan bir kabile reisinin gördükleri karşısındaki hayretlerini kendimizi bir aynadan izlercesine görüyoruz. Bu durum kendimize kendilerinin gözünden bakabilme imkanı veriyor. Fakat anlatılanları okuduğumuzda bir çoğunu günümüz dünyasında hiç düşünmeden maalesef ki bağnazlıkla yapıyor ve bu vaziyette yaşıyoruz. Ne yazık ki her anlamda iç karartıcı tablolar ile yüzleşiyoruz. Genel anlamda değinilen hususlar şu şekilde; para, elimize değmiş silinemeyen en kara leke... Makineleşme : Kararan bunalan, yorgun ruhlarımızın ve zihinlerimizin dengesini bozan, her şeyi aynılaştıran ve bayağılaştıran, adaletsiz düzenin yardakçısı... Din : Tamamen içinin boşaltıldığı şahsi, hırslar ve çıkarlar doğrultusunda evrilip çevrildiği Tanrıdan uzak sanrılar bütünü... Zaman : Günümüzde ne kadar da amansız bir algılayış ve hastalık biçimi... Düşünüş: Anlamsız ve bir o kadar da gereksiz bilgiler yığının zihni işgal etmesine izin vermek ve buna da eğitim adını vermek... Bilginin sınırlarının sınırsızlaştırılmaya çalışılmasıyla sınırdan
Göğü Delen AdamErich Scheurmann · Ayrıntı Yayınları · 202017,1bin okunma
10/10
·48 syf.·
2021 20. kitabı
İsmet Özel'in Tahrir Vazifeleri oldukça az fakat öz ve derin felsefi düşünceler, anlamalar barındırıyor. Gerek şiirlerinde gerekse yazılarında bu mistik-felsefi derinlik sürüklüyor. İsmet Özel kapalı kutu gibi aslında açılmayı bekleyen bir kutu, ya da beklenen bir kutu. "Biz ikimiz içeriye girelim. Çoğu insan dışarıdadır, dışarlıklıdır." diyor. Evet içeriye girmek gerekiyor, tabii dışarıyı hepten yok saymadan. İçerisi nasıl mı? İşte bu kısım kişinin ne aradığı, neyi bulmayı umduğu ile doğrudan ilintilidir. İsmet Özeli okumak ve anlamak zordur. Kitapta şöyle ifade ediliyor. " İnsanla ilgili hiç bir hususta mutlakiyetçi olmanın yaranına inanmıyorum. Mutlak mâna da niçin anlaşacakmışız?" diyor. Fazlasıyla haklı bulduğum bir cümleydi bu cümle. Anlaşılmak oldukça muzdarip olunan çokça yakınılan bir konu fakat İsmet Özel farklı bir perspektiften bakıyor. Ya dediklerimiz anlaşılsaydı diyor. Düşüncelerimizin tümünün anlaşılabilmesinin tam anlamıyla mümkün olamayacağını hatta bu duruma da bir anlamda sevinmeliyiz diyor. Çünkü: "Tamamen anlaşılmak, anlayanın anlaşılanda anlaşılmaya değer bir şey bulmamasına varır". diyor. Beni anlamak zordur diyor aslında, fakat aynı zamanda da benim anlaşılmak gibi bir kaygım da yoktur diyor . Yani bir anlamda yaratılanları razı etmeye gelmedim diyor. "Ortama uymuyorum çünkü dünya da evimde değilim." Bu cümle hem her şeyi anlatıyor hem de her şeyi aldatıyor. Evet İsmet Özel’in de dediği gibi panik bir dünya da yaşıyoruz, hatta bir o kadar da pandemik . Bu panik dünyaya inatla uymayacağım ve reddedip üreteceğim diyor. Yazmayı kendine görev belliyor . Yani ortamın suçuna iştirak etmemek için yazacağım diyor. Ve aynı zamanda da " Ben ne için yazıyorsam sen de onun için okuyorsun." diyor. Oldukça farklı ve fikrimce haklı düşünceler ile Özel fazlaca
Tahrir Vazifeleri 1İsmet Özel · Çıdam Yayınları · 19921,476 okunma