Delilik mi dahilik mi normallik? Felsefe doktoru Andrey Vasiliç Kovrin’ in yorulmuş zihninin bedeninin bir yansımasını görüyoruz “Keşiş” ile birlikte. Bu dünyada bazılarımızın büyük misyonları olduğunu ve insanlığın gelişimi için kanaat önderi niteliğinde özel insanların yaşadığı, bizim görmediğimiz fakat tahmin edebileceğimiz buhranlara ve varoluşsal sancılara değiniyor. Kahramanımız kendine faydalı olan tüm materyalleri bu yansımayla( halüsinasyonla) toplayacağına inanıyor fakat yakınları bir müddet sonra anormal karşıladıkları bu durumu düzeltme ihtiyacı hissettiğinde hikayemiz tepetaklak oluyor. Sevdiği şeylerle uğraşan yani düşünen, sorgulayan yapıdaki bu insanı, normal(sağlıklı) diyebileceğimiz insanların arasına kazandırıyorlar. Kendini artık kendi gibi hissetmeyen kahramanımız işe yaramadığını ona kendisinin yüklediği o misyona artık sahip olmadığını gördükçe yok olmaya çürümeye yüz tutuyor. Albert Einstein’ın da dediği gibi: Aslında herkes dahidir. Ama siz kalkıp bir balığı, ağaca tırmanma yeteneğine göre yargılarsanız, tüm hayatını aptal olduğuna inanarak geçirir.