Kitapta küçük bir kızın üniversiteye kadar yaşadığı statü kazanma ve varlığını fark ettirme çılgınlığı anlatılıyor. Açıkçası geriye dönük bir anlatım olması çok hoşuma gitti. Sonun ne olduğunu bilerek ve nelerin bu sona sebebiyet verdiğini okumak güzeldi. Aile baskısı ve ailenin çocuklara yüklediği sorumluluk baskısı çocukları kötü sonlara itebiliyor. Ama bu “kötü sonun” da neye, kime göre kötü olduğu da yine farklı statüdeki insalara göre değişiyor. Bir çocuğu sadece para harcayarak okutmak, başka ihtiyacı yokmuş gibi davranarak üstlerine yüklenilen ebedi borç duygusunun altından kalkmasını beklemek maalesef hiçbir insanın sonuçları olmadan kurtulabileceği bir durum değil. Denise’in küçükken maruz kaldığı bir çok tacize anlam veremeden büyümesi, bu tacizleri durduracak ve kötülüğünü vurgulayacak bir ebeveynin eksikliği onun hayatını çok zora sokmuş. Ayrıca küçüklükten itibaren evim diyebileceği bir ortamın olmaması ve yabancılarla yaşamak durumu da aidiyet duygusunu kaybetmesine neden olmuş ve onu kaçmaya itmiş bir sebep. Kürtaja varan sonuçta tek pay ailenin, ama bunu duysalar en büyük mağduriyet de onların olacaktı. Kitabın akıcılığı çok iyiydi, kısa ama bir insanın dönüşümü ayrıntılarla çok yerinde işlenmiş.