Fırtınalarla çalkalanan dramatik gökyüzünün altında yeryüzü bazen soluk ve gerçekdışı, bazen de keskin kenar çizgileriyle çok parlak bir görünüme bürünüyor.
Biz edebiyatçılar, nasıl ter döküyoruz, en çok da okurların hiç ayrımına varmadığı, kitaplarımızın başarısına yarardan çok zararı dokunan incelikler uğruna “sonsuzluk” için kendimizi helak edip duruyoruz!
Bizler kirletilmiş bir dünyanın zehrine ve sefaletine karşı kendimizi savunmak, soluyacağımız bir lokmacık havayı dört bir yanımızı yiyip kemiren bir bozulmuşlukla pençeleşerek sağlamak zorundayız.
Kültürel yaşamın da tıpkı ekonomik yaşam gibi maddi değerlere bağımlı olduğunu ileri süren tarihsel materyalizme karşı öteden beri içimde bir başkaldırı yaşayıp durmuştu.