R.

R.
Lisans
372 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·76 syf.··
2023 13. kitabı
Bir novella olan bu eser, evrak memuru J’nin çalıştığı yerde bir odada kilitli kalmasıyla başlar. Yazar, J karakterini bu odaya hapsetmekle ve onun kurtarılmasını trajik bir dille aktarmakla aslında dönemin sistemine (bürokrasi, yönetmelikler, kararnameler...) yönelik eleştirisini ortaya koyar. Bu yönüyle de Kafkavari anlatımını okura oldukça hissettirir.
Edebiyat
AnahtarMairtin O Cadhain · Sel Yayıncılık · 202066 okunma
Reklam
Puan vermedi·70 syf.··
2022 18. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2022 13:45
Korku, yaşamımızda bizi en çok etkisi altına alan duygulardan biri değil midir? Bir korkuyla ne kadar savaşabilirsiniz, neredeyse bütün hayatınıza hükmeden bir korkuyla? Varlıklı ve refah içinde yaşayan Irene, eşiyle ve çocuklarıyla günlerini geçirmekte fakat tekdüze olan bu hayattan artık sıkılır ve genç bir piyanistle ilişkisi olur. Piyanist onu seven, saygı duyan biridir. Kadın için ise aynı şey söylenemez. Bu genç adama ne için geldiğini, ona ne için teslim olduğunu anlamlandıracak duygu kendisinde oluşmamıştır. Birliktelikleri devam ederken bundan haberdar olan bir şantajcı, Irene’yi tehdit etmeye başlar ve para talebinde bulunur. Birkaç kez para verip susmasını isteyen Irene için artık hiçbir şey eskisi gibi değil, her şey anlamını yitirmiş ve korkuyu had safhada yaşayacağı günler başlamıştır. “Korku cezadan daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir.” s.45
Edebiyat
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,7bin okunma
Puan vermedi·68 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
Toplumda var olan düzensizliğe, adaletsizliğe, ahlâksızlığa,zorbalığa başkaldırdığınız sürece deli muamelesi görmeniz gayet mümkün. Kitapta bilhassa konu buna yoğunlaştırılmış görünse de arka planda baş karakter olan doktorun, kendi içerisinde yaşamış olduğu yalnızlıkla birlikte, her şeyi derinlemesine anlayan ve bundan dolayı çevresinde tek bir kişiyle konuşamamasının konuşsa dahi onu tatmin edemeyeceği düşüncesiyle buhranlar yaşar. Bu durum,Dostoyevski’nin şu cümlesini akıllara getirmiyor değil: “Her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır; gerçek, tam manasıyla bir hastalık.” (Yeraltından Notlar s.7) Toplumun dayatmış olduğu deli muamelesini kabul etmiş varsayan bir “hastanın” şu sözleri de kitabı tam anlamıyla destekler nitelikte: “Evet, hastayım. Ancak siz de biliyorsunuz ki onlarca, hatta yüzlerce deli özgürce dışarıda dolaşıyor, çünkü cehaletiniz yüzünden onları sağlıklı olanlardan ayırt edemiyorsunuz. Neden ben ve bu zavallı insanlar, dışarıda dolaşanların yerine burada günah keçisi gibi oturmak zorunda? Siz, sağlık memuru, idare amiri ve bütün hastane güruhunuz; ahlaki bakımdan hepimizden ölçülmeyecek derecede aşağı konumdasınız. Neden burada oturan siz değilsiniz de biziz? Mantık bunun neresinde?” (s.30) Toplum, hakikaten insanı delirtebilir mi? sorusuna cevap bulabileceğiniz bir kitap.
Edebiyat
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,1bin okunma
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2020 14. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2020 21:50
Türü polisiye olmasına karşın psikolojik yönü de ağır basan bir kitap. Genelde bu türde yazılmış eserleri okuyup okumamakta tereddütte kalırım ve sanırım içerisinde kişilerin ruhsal durumlarına çokça yer verildiği için kitap hoşuma gitti.Ayrıca anlatımı gereği sürükleyici, devamlı bir hareketlilik var ve bu da okuyucuda merak uyandırıyor. Polisiye ve psikolojinin harmanlanmış olması açısından kitabı başarılı buldum.
Deja VuJohn Hart · Koridor Yayınları · 2009755 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2018 27. kitabı
Aslında kitabın adı “Gurur ve Açlık” olmalıydı ve gururun açlıktan daha ön planda olduğu kanısındayım. Bana kalırsa İnsanoğlunda iki tür gurur vardır:Biri onur ile bütünleşen gururken; diğeri ise insanı körelten,kibir anlamındaki gururdur.Roman kahramanında her ikisini de görmek mümkün. Kendisinde bir hayli yoğunlaşmış gururu yüzünden açlıktan tabir-i caizse sürünmüştür.İlk okuduğum birkaç sayfa,bana kahramanın aptal olduğunu hissettirdi -eminim çoğu okuyucuya da böyle hissettirmiştir- öyle ki açlıktan dayanamayacak haldeyken ceketini bir başka insan için satması tuhaf...bunun gibi çokça davranışlar var kitapta. Beni en çok etkileyen şey ise kahramanın ne olursa olsun umutsuz olmaması, mesela her yeni güne uyandığında yazdığı yazıların kabul edileceğini hissetmesi.. Sonra insan düşünmeden edemiyor doğrusu : Böyle yaşanmışlıklar varken bizim -lüks- yaşıyor olmamızın ne anlamı var? (Tok olmak da lüks yaşadığımızın bir göstergesi değil midir?)
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,6bin okunma