Torpille işe girmiş olan J., birlikte çalıştığı ve her akşam kapıyı kilitleyip çıkmak için onu bekleyen kıdemlisi S.’yi sevmese de hiç sorun etmiyordu. Fakat S’nin 15 gün izne ayrılacak olması, J’nin anahtarı nereye koyacağı sorununu ortaya çıkardı. S. gibi pantolonuna anahtar cebi yaptırmayı da düşünememişti. J. anahtarı nerede tutacağını düşünürken S.,nin odasında telefon çaldı. S. erken izin almıştı ve telefona bakması gerekiyordu fakat bulunduğu odanın kapısı açılmıyordu. Hiç penceresi, havalandırması, S.’den izinsiz telefonu bile çalışmayan bu dört duvar arasında kilitli kalmıştı. Üstelikte elindeki anahtarla kapıyı açmaya çalışırken, anahtar da delikte kırılmıştı. Bayındır Bakanlığından izin alınmadan da kapı açılamazdı.
Dosyalar, yönetmelikler, evraklar, savaşa hazır kararnameler, bürokrasinin aşılmaz duvarları altında ezilmiş, vasıfsız bir memur. Kamu hizmetleri için en gerekli olanın evrak olduğunu, “evraklar kamu hizmetindeki en zahmetli iştir, çünkü kamu hizmeti demek evrak demektir” diyerek evrakların hiyerarşisini anlatarak başlayan bir novella. Dönemin bürokrasisini eleştiren, kamu hizmetlerinde evrak işlerinin bel kemiğini anlatan, bol betimlemelerle sistemin eksiklerini ortaya koyarken, dönemin yöneticilerini, politikacılarını, ve din adamlarını da eleştiren edebi bir eser. Çağdaş İrlanda edebiyatının güçlü kalemlerinden olan yazar, kitabın finaline ise vurucu bir son yazmış. Kamu hizmetinde evrakların yeri ve önemini okurken, içinde bulunduğum dönemde de pek bir şeyin değişmediğini gördüğüm sistemde, J.’ye hak vermedim değil. Aşırı derecede etkilendiğim bir okuma oldu benim için. Bol betimlemeli, Kafka vari bir kitap. Kesinlikle okumanızı öneririm.
#Anahtar
^
^
#alıntı
Etiket tüm krallığı ayakta tutan çividir! Biz etiketlere göz kulak olursak, devlet