Üzerinde mutlaka Allah korkusu belirtileri görülmeli, duruşunda, giyim ve kuşamında, gidişatında kısaca tüm davranışlarında, konuşmasında ve sessizliğinde Allah korkusunun izleri görülmelidir.
O bakımdan Efendimizin (sav) hayatına bakarken; "Nebi-i Zişan (asm), tecelliyât-ı Ilahiye mazhar (ermis) ve ma'kes (tecellilerin yansıdığı yer)dir; mastar ve menba (o tecellilerin kaynağı) değildir. Çünkü O Zat, yalnız abddir ve ibadetçe herkesten ileridir. Demek bu kadar görünen terakkiyat (manevi yücelikler), kemalât (manevi güzellik ve olgunluklar) O'nun Zāti (şahsî) malı değildir. Ancak hariçten verilen Rahman-1 Rahîm'in tecellileridir." (B. Said Nursî, Mesnevi-i Nuriye Terc.,/137)gerçeğini her zaman göz önünde bulundurmak gerekir.
Yüce Rabbi ona; “Elbette ilahi buyruğu bekleyerek yüzünün sık sık semâya çevrildiğini görüyoruz. İçin rahat olsun, işte memnun olacağın kıbleye Seni yöneltiyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Siz de ey müminler, nerede olursanız olun, yüzünüzü o tarafa çevirin.” diye emretti.