Muallimlik ise ne bir imam ve irşat yolu ne de fikir ve kültürün otorite merkezidir. Hatta bir meslek bile değildir. Sadece küçük bir memuriyettir. Muallim, örnek adam da değil, boynu bükük bir memur, salahiyetsiz bir öğretici, müdürünün emrinde çalışan bir barendir.
Haber izleyen, kızan, surat asan, bıyık altından gülen baba yüzlerinin hepsi de neredeyse tek bir kavşakta birleşmektedir ama: Evde. Bizim babamız bir ev adamıdır. Aslında onlarca yıl hakimi değil, mahkumu olmuştur yaşadığı evin. Son bir gayretle yaşadığı konağı ve toprakları terk etmeye çalışan Tolstoy’un deliliğine soyunamayacak kadar karısı ve çocukları tarafından teslim alınmış, inceden inceye tutkusuzlaştırılarak vasat bir adama dönüştürülmüş ve hayatının yeknesaklığı içinde bir gün, kefen parasını biriktirmiş olmanın huzuruyla evine veda etmiştir.