Şehir, insanın kendini düşünmesine, kendine çare olmasına bile fırsat bırakmıyor ki, annesine babasına çare olsun. Tahsilliyiz belki, iyi okullarda okuduk, sözüm ona kültürlüyüz, yetiştirdik kendimizi, paramız var, yabancı dilimiz var, görgümüz var. Ama çaremiz yok. Bu gerçek. Hepimiz çaresiziz.
Kabul ettim. ‘Ama kahvelerin parasını ben ödersem.’ Her şeyin karşılığını vermek zorundaydım. Hemen durum eşitlenmeliydi. Kimseye gebe kalmamalıydım. Bir yemek bile ısmarlamamalıydı kimse bana, ödeşmeliydik anında.