Büyük bir aşkın etkisiyle her türlü kişisel yaşama sırt çevirenler belki de zenginleşirler, ama aşklarının seçtiği kimseleri hiç kuşkusuz yoksullaştırırlar. Bir annenin, tutkulu bir kadının yüreği kurudur ister istemez, çünkü dünyaya sırt çevirmiştir. Don Juan’a yön veren başka bir aşktır, bu aşk da kurtarıcıdır. Kendisiyle birlikte dünyanın tüm yüzlerini de getirir, titremesi geçici olduğunu bilmesinden ileri gelir. Don Juan hiç olmayı seçmiştir.
“Benin alanım zamandır,” der Goethe. İşte uyumsuz bir söz. Uyumsuz insan nedir gerçekten? Sonrasızlığı yadsımamakla birlikte, onun için hiçbir şey yapmayan. Böyle bir özlem duymadığı için değil, cesaretini ve usunu buna yeğ tuttuğu için.
Ama durmak kötü, bür tek görüş açısıyla yetinmek, tüm tinsel güçlerin belki de en etkilisi olan çelişkiden yoksun kalmaksa zordur. Yukarıda söylenenler bir düşünce biçimini tanımlıyor yalnızca. Şimdi yaşamak söz konusu.
İşte bu nedenle beni aşan ve benim bireysel deneyim çevremden taşar taşmaz anlamını yitiren bir kavramın basit tanımında coşkuyla kendimden geçemem. Üstün bir varlığın bana vermiş olabileceği bir özgürlük ne olabilir, bunu anlayamam.