Özgür istenç Yanılgısı. — Bugün artık “özgür istenç” kavramıyla duygudaşlık kurmuyoruz: çok iyi biliyoruz sadece, ne olduğunu — insanlığı onların anladığı anlamda “sorumlu” kılmak, yani onları kendine bağımlı kılmak amacına yönelik, gelmiş geçmiş teolog marifetlerinin en kötü ünlüsü... Burada yalnızca tüm bu "sorumlu” kılma psikolojisini veriyorum. — Sorumlulukların arandığı her yerde bu kavram, sorumluluk arayanı cezalandırmak ve yargılamak isteme içgüdüsü olur. Herhangi bir şöyle-ve-şöyle-olma istenci, niyetler, sorumluluk edimlerine dayandırıldığında, oluş masumiyetinden yoksun bırakılır: istenç öğretisi esasen cezalandırma, yani suçlu-bulmak-isteme amacına hizmet için uydurulmuştur. Eski psikolojinin tamamının, istenç-psikolojisinin temelinde onları yaratanların, eski insan topluluklarının tepesindeki din adamlarının kendilerine, ceza verme hakkını tanımak istemeleri — ya da tanrıya böyle bir hakkı tanımak istemeleri yatar... İnsanların “ özgür” oldukları düşünülmüştür ki yargılanabilsinler; cezalandırılabilsinler, — suçlu olabilsinler: dolayısıyla her eylemin isteyerek yapıldığının, her eylemin sebebinin bilinçte yattığının düşünülmesi gerekmiştir (böylelikle in psychologicis8 e n temel kalpazanlık, psikolojinin kendi ilkesi yapılmıştır...) Ters y ö n - d e bir harekete geçtiğimiz, özellikle biz ahlak-sızların var gücümüzle suç kavramını ve ceza kavramını dünyadan yeniden atmaya çalıştığımız ve psikolojiyi, tarihi, doğayı, toplumsal kurumlan ve yaptırımları, bu kavramlardan arındırmaya çalıştığımız günümüzde; bizim gözümüzde, “ törel dünya düzeni” kavramıyla oluşun masumiyetine “ ceza” ve “ suç” bulaştırmaya devam eden teologlardan daha radikal bir rakip yoktur. Hıristiyanlık bir cellat metafiziğidir...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Filozoflardan ne istediğim biliniyor: kendilerini iyinin ve kötünün ötesine koysunlar — ahlaksal yargının yanılsamasının üstüne çıksınlar. Bu istem, ilk kez benim formüle ettiğim bir kavrayışa dayanıyor: ahlaksal gerçekler diye bir şey yoktur.
Daha küçücükken, doğru kararların soğukkanlılıkla düşünerek verilebileceği
öğretilmişti bana, duygular ve akıl birbirine ancak su ile yağ kadar karışabilirdi.