Sebile

Sebile
@sebi4
Şimdi birlikte düşünelim: Mevlâna Hazretleri bugün aramızda olsa gebelere helal lokma konusunda neler önerirdi? Belki dışarıda müthiş fotoğraflar, bir o kadar acayip isimlerle (altın soslusunu da duyduk) pazarlanan hazır yemeklerden -yemekten geçen hissiyat çok kuvvetli olduğundan- hangi hissiyatla yapıldığı, yahut abdest ve gusül ile yapılıp yapılmadığı denetlenemeyeceğinden, uzak durulmasını önerirdi. Ya da içeride satılan gıdanın kokusunu, önünden yutkunarak geçen insanları mecbur bırakmak gibi bir kasıtla salan müesseselere karşı uyarırdı. Cam kenarında konumlanmış masaya yerleşip, yoldan gelip geçen insan manzaralarına karşı yemek yemeye ne derdi mesela? Ya da kiraya verilen dükkânda insanları manen zehirleyen satışların yapılmasına göz yummaya?
Sayfa 20·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sırf bizle konuşurken göz hizasına inmediler diye, onların da evlatları için, kendi şartlarında, kendi bildiklerinin en iyisini yapmaya çalıştıklarını atlıyoruz. Rabbimizin bizim için en iyisi bu çağ olduğu için bu çağda yarattığını gözden kaçırıyor, eskiye güzellemelerle ömür geçiriyoruz. Ne kadar hatalı olursa olsunlar, anne-babalarımız birer hikmete matuf olarak bizim için seçildi. Ne kadar hatalı olursak olalım, yavrularımızın ruhları bir hikmete matuf olarak bize emanet edildi. İşte bu yüzden, mükemmellikler etrafımı sardığında, ya da kötü bir gün geçirdiğimizde, çocuğuma sarılıp, kulağına şöyle söylüyorum: "Allah seni bize hediye ettiği için çok mutluyum oğlum, iyi ki bizim oğlumuz olmuşsun." O da sanki bunu kâlû bela'dan beri biliyor-muşcasına şöyle diyor bana: "Ben de, Allah sizi bana anne-baba seçtiği için çok mutluyum anne." Ve biz, bize özgün sessizliğimizde birbirimize sarılıp karşılıklı susuyoruz.
Sayfa 17·Kitabı okudu
Hâlbuki, bir çocuk doğduğunda, biricik yaratılan bir kul, ço-cuğunun "biricik" annesi oluyor. O çocuk da tüm özgünlüğüyle doğuyor, o da "biricik". Bu iki biriciğin yine biricik bir ilişkisi oluyor. O yüzden her annenin çocuğuyla ilişkisi anahtar-kilit ilişkisi gibidir. Hatta bir annenin birden fazla çocuğu varsa onlarla kuracağı ilişki her bir çocuğuna ayrı ayrı özeldir. Bu farklar, özgünlüğümüzün imzası olduğu gibi, dünyadan geçişimizin, yüklenişimizin de farklı olacağının birer işaretidir. Esasen Cenab-ı Hakk'ın “Hakîm” oluşu, burada da tecelli eder. Şu halde, bu anne-çocuk ruhlarının eşleşmesi, anneye, çocuğa ve aileye has pek çok hikmete matuftur. İşte bu sebepten, çocuğumuzun da bir yolu var. Yanında yürüyebi-liriz, elini tutabiliriz ama yolu onun yerine yürüyemeyiz. Bu dünyaya bizi onurlandırmaya, içimizde ukde kalanları yapmaya, ele güne karşı egomuzu tatmin etmeye gelmedi. Biz ikimiz, bütün tavsiyelerin, önerilerin, mükemmel hayatların ötesinde kendi ritmimizle, kendi hüznümüzle, kendi coşkumuzla, bize özel yolumuzu inşa etmeliyiz. Bu çok ama çok büyülü değil mi?
O kadar çok görüntüye; aşırı eğlenen, aşırı keyifli, kusursuz gülüşlü porselen yüzlere tanık oluyoruz ki , tüm gerçekliklerimizden uzaklaşıyor, aynı anda onlarca hevesin peşinde yoruluyor, günün sonunda sıfır aksiyonla koltuğa mutsuzca uzanıyoruz.
Sayfa 16·Kitabı okudu
Birini yere düşüren bir imtihan bir başkasına geldiğinde o, eteklerini toplayıp geçebilir üstünden.
Sayfa 15·Kitabı okudu