Hâlbuki, bir çocuk doğduğunda, biricik yaratılan bir kul, ço-cuğunun "biricik" annesi oluyor. O çocuk da tüm özgünlüğüyle doğuyor, o da "biricik". Bu iki biriciğin yine biricik bir ilişkisi oluyor. O yüzden her annenin çocuğuyla ilişkisi anahtar-kilit ilişkisi gibidir. Hatta bir annenin birden fazla çocuğu varsa onlarla kuracağı ilişki her bir çocuğuna ayrı ayrı özeldir. Bu farklar, özgünlüğümüzün imzası olduğu gibi, dünyadan geçişimizin, yüklenişimizin de farklı olacağının birer işaretidir. Esasen Cenab-ı Hakk'ın “Hakîm” oluşu, burada da tecelli eder. Şu halde, bu anne-çocuk ruhlarının eşleşmesi, anneye, çocuğa ve aileye has pek çok hikmete matuftur.
İşte bu sebepten, çocuğumuzun da bir yolu var. Yanında yürüyebi-liriz, elini tutabiliriz ama yolu onun yerine yürüyemeyiz. Bu dünyaya bizi onurlandırmaya, içimizde ukde kalanları yapmaya, ele güne karşı egomuzu tatmin etmeye gelmedi. Biz ikimiz, bütün tavsiyelerin, önerilerin, mükemmel hayatların ötesinde kendi ritmimizle, kendi hüznümüzle, kendi coşkumuzla, bize özel yolumuzu inşa etmeliyiz. Bu çok ama çok büyülü değil mi?