8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 04:41
Bu kitabı okurken ister istemez Jane Eyre ile karşılaştırdım, bu kitap daha az okunduğu için benim de beklentim daha azdı ama neredeyse Jane Eyre kadar sevdim bu kitabı da. Hatta o kitaptaki bazı sıkıcı ve gereksiz uzatılmış bölümler yoktu bu kitapta, baştan sona sıkılmadan okudum. Ve burda karakter daha gerçekçi ve yakın hissettirdi bana diyebilirim. Samimiydi. Agnes Grey, bir papaz kızı ve babasının sağlığı bozulunca ailesine maddi destekte bulunmak için mürebbiye olarak çalışmaya başlıyor. Gittiği ilk malikanede zorlu günler geçirip dönüyor ve bu kez başka bir malikanede işe başlıyor. Burda da yine onu zor günler bekliyor. O dönemin keskin sınıf ayrımını yine ortaya koyan bir kitap. Daha sonrasında Bronte kardeşlerden beklediğim üzere Agnes aşık oluyor ve bu süreci okuyoruz. Genel klasiklerle karşılaştırdığımda daha yüzeysel anlatıma sahip, o dönemde kitap yazmak isteyen herhangi birinin yazabileceği bir kurguya sahip, uzun betimleme veya iç hesaplaşmaların olmadığı bir kitaptı. Belki de hoşuma giden bu yalınlık oldu benim de. Yormayan bir klasik okumak istediğimiz zaman okunacak tarzda bir seçenek. Sıcak hissettiren bir aşk hikayesi, samimi gelen bir başkarakter ve akıcı bir hikaye idi özetle.
Agnes GreyAnne Brontë · Can Yayınları · 2024143 okunma
Tilkinin Gösterdiği Yol
8/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2026 112. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 22:12
Elbis Saren, insanların cadı olarak andığı tuhaf bir şifacı kadınla birlikte yaşamaktadır. Bir gün yine her zamanki gibi Oro Ana için malzeme toplamak üzere ormana girmişken karşısına tam da listesinde bulunan bir tilki çıkar ve oğlan da doğal olarak onun peşine düşer. Tabii tüyleri tıpkı altından iplikler gibi parıldayan bu tilkinin peşindeki tek kişi o değildir. Kısa sürede biri büyücü, diğeriyse avcı olan iki kişiyle karşı karşıya kalan El, oradan kaçmak yerine kendini bile şaşırtarak zavallı hayvanın yardımına koşmaya karar verir. Elbette ki sadece saf amaçlar gütmüyordur ama olsun. Şimdilik elimizdeki en iyi şey bu. Bir noktada Elbis, kapandan kurtarmayı başardığı tilkiyle beraber kaçmaya başlar. Arkasından gelen düşmanlara rağmen ona yol gösteren küçük tilkinin rehberliğini kabul eden Elbis, bir süre sonra kendini bildiği ormanın çok ötesinde bulur. O andan sonra geri dönmek artık bir seçenek olmaktan çıktığı için de mecburen tilkinin peşinden ilerlemeye devam eder. Ve sonunda karşısına, bir dağın içindeki sıradışı gölün üzerinde yükselen devasa bir yapı çıkar. Özel varlıkların gittiği bir okul: Nyxhaven Akademisi. İşin kötü tarafı, Elbis bir insan olmasına ve bunu yapamayacak olmasına karşın akademi sınırları içerisine girmeyi başarır fakat aynı zamanda çıkış yolu da ardından kapanır. Çünkü akademi öğrencilerinin oradan ayrılabilmesinin yegâne yolu, öğretim yılını başarıyla tamamlamaları hâlinde mümkündür. Belki diğerleri için bu oldukça basit bir görevdir fakat Elbis, bu süre zarfında hayatta kalabilmek için hem kendi türüne karşı büyük bir nefret besleyen bu doğaüstü canlıların arasında kimliğini gizlemelidir hem de 1. sınıfı bitirene kadar canlı kalmayı başarmalıdır. Hikâyenin genel şekilde konusu bu şekildeydi. Öncelikle söylemeliyim ki fantastik
1000Kitap
Kaos TanrısıD. S. Yon · İndigo Kitap · 202615 okunma
Reklam
keyifli ama potansiyelinin altında
7/10
·352 syf.··
2026 38. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 16:43
light academia olarak kategorilendirebileceğimiz (kelimenin uzunluğu) Yitik Kızlar’ı okudum. yunan tragedyaları + psikoterapi + akademi atmosferi + cinayetler = süper bir karışım. AMA; Bu kitabı okuma reçeteniz şöyle olmalı: yazarın en başarılı bulunan eseri Sessiz Hasta’dan ÖNCE okuyun. Böylece beklentiniz karşılanır ve keyif alırsınız. Ama bu kitabı sonra okursanız, hem kurgu, hem yazarın yeteneği açısından potansiyelini ortaya tam olarak koyamadığını düşünürsünüz. Hikâye, eşinin ölümünün ardından toparlanmaya çalışan terapist Mariana’nın, Cambridge’de işlenen bir cinayetin peşine düşmesiyle başlıyor. Başlangıç oldukça ilgi çekici ve atmosfer başarılı kurulmuş. Ancak ilerleyen bölümlerde bazı gelişmeler beni yeterince tatmin etmedi. Buna rağmen gizemli, hızlı akan ve okuma durgunluğundan çıkmak isteyenler için iyi bir seçenek olabilir. Yine de ben sevdim diyeceğim. Tam olarak bu ayarda bir kitabı okumam gerektiği zamanda bu kitabı okuduğum için orta halli keyif aldım. Sonunun daha farklı, daha şoke edici şekilde bitmesini isterdim ama kitapları sonlarına göre değil gidilen yola göre değerlendirmeyi daha doğru buluyorum. :’) Bu kitaptan hemen sonra Sessiz Hasta’yı okudum ve BAYILDIM! Onun yorumu da ayrıca gelecek.
Yitik KızlarAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 20222,282 okunma
7/10
·408 syf.··
2026 1. kitabı
Kitaba dün başladım ve bugün sabah bitti. Kitap toplam 408 sayfa ve inanılmaz akıcıydı. Reading slumptan çıkmak için çok iyi bir seçenek. Kitap 14 yaşında çocukluk arkadaşı olan amanda ve noahın duygularının arkadaşlıktan öteye geçmesiyle başlıyor. Bu süreçte noah ve amandanın (noahın deyişiyle tweet) farklı farklı ilişkileri olsa da dönüp dolaşıp yıllar içinde birbirilerini bulmasına tanık oluyoruz. Tweetin başına gelen talihsiz rahatsızlık bir şeylerin oturmasına vesile oluyor diyebiliriz. Ben beğendim gayet akıcıydı ve yersiz uzatılmamıştı.
Şimdiki Zamanın KusursuzluğuAlison G. Bailey · Yabancı · 2016136 okunma
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 13:17
MAAT HAIG "Gece Yarısı Kütüphanesi" ikinci okuduğum eseri oldu. Matt Haig’in kalemi son derece yalın ve akıcı. Gece yarısı kütüphanesi pişmanlıklarla dolu bir hikaye. Kitap hayatında üst üste kayıplar ve hayal kırıklıkları yaşayan, artık yaşamak için bir neden bulamayan nora seed’in hikayesini anlatıyor. Nora, yaşamla ölüm arasındaki o ince çizgide kendisini devasa bir kütüphanede buluyor. Bu kütüphanedeki her bir kitap, Nora'nın geçmişte yaptığı farklı seçimler doğrultusunda yaşayabileceği alternatif hayatları temsil ediyor. Bir okur olarak beni en çok yakalayan yer burası oldu Hepimizin hayatında o okul yerine diğerini seçseydim ne olurdu? O insanı terk etmeseydim şu an nasıl bir hayatım olurdu? dediği dönüm noktaları vardır. Kitap, bu evrensel keşke hissini alıp önümüze somut birer seçenek olarak koyuyor. Nora, ilk sayfalarda belki sana biraz fazla karamsar veya pes etmiş gelebilir. Ancak onunla birlikte o alternatif hayatları deneyimledikçe, onun kırılganlığının altında yatan gücü görmeye başlıyorsun. Yazar, Nora'yı kusursuz bir kahraman olarak değil hataları, pişmanlıkları ve korkularıyla tam olarak bizden biri olarak çizmiş. Bu yüzden Nora'nın üzüntüsüyle üzülüp, onunla birlikte sorguluyorsun. Kitabı bitirdiğinde, kendi hayatındaki "eksik" veya "yanlış" hissettiğin şeylere karşı bakış açın ister istemez yumuşuyor. Mükemmel hayatın aslında ne olduğu üzerine derin bir muhasebeye girişiyorsun. Eğer hayatının bir döneminde sıkışmış hissettiysen, geçmişteki seçimlerin yüzünden bugünkü seni cezalandırıyorsan ya da sadece başka olasılıkların büyüsüne kapılmak istiyorsan, bu kitap ruhuna çok iyi gelecek. Keyifli Okumalar.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,5bin okunma
Karanlık bir gün ışığı tadacaktır.
7/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 15:29
“Zerenus Dark Age”, geleneksel iyi-kötü çatışmasını gökyüzüyle yeraltı arasında sıkıştırmak yerine, doğrudan tanrısal düzenin yüreğine saplanan bir isyan öyküsü gibi başlıyor. . Tanrı’nın savaşları bitirmek için gönderdiği Sagoba’nın “ateşten yaratılıp dokunamaz oluşu” bile başlı başına bir çelişki. Bir kurtarıcı ama hem de dünyaya dokunmayan bir varlı Bu kırılganlık, kurgunun ilk büyük çatlağı oluyor. Zerenus’a inişiyle birlikte düzen değil, isyan doğuyor çünkü bazen “görev” dediğimiz, doğrudan isyanın kıvılcımı olabiliyor. . Sagoba’nın Tanrı’nın ayrıcalık yaptığını düşünerek başkaldırması, kurguyu geleneksel melek-şeytan ikiliğinden çıkarıp daha boz bir zemine taşıyor. Bu noktadan sonra gökyüzü artık mutlak iyi değil, sorgulanabilir bir yetkeye dönüşüyor. Tudor’un bile isyanı haklı bulması, çatışmayı yalnızca bir yanın değil, düzenin kendisinin tartışıldığı bir düzleme çekiyor. . İşler büyüdükçe Zerenus’un küle dönüşmesi, gerçekte fiziksel bir yıkımdan çok metafizik bir çöküş gibi okunuyor. Tanrı’nın iki seçenek arasında sıkışması—ya yok etmek ya da uzlaşmak—kurgunun merkezindeki gücü daha da keskinleştiriyor. Ve yapılan anlaşma… tam bir çözüm değil, aksine daha büyük bir felaketin kapısını aralıyor. . Sagoba artık müdahale edilemeyen bir varlığa dönüşünce güç denetimsizliğe evriliyor. Karanlık ordu, Elfler, Raidler, Pençler ve İnsanlar… Hepsi eski savaşların külleri üzerinde yeniden konumlanıyor. Ama bu kez düşman yalnızca bir “ırk” değil, zamanın kendisi ve büyüyen bir karanlık. . 40.000 yıl süren iblis egemenliği fikri, kurguya epik bir ağırlık katarken sondaki gelişmeler okuru sürüklüyor. . Ölümsüzlerin Savaşı kaçınılmazsa sorun artık kazanmak değil, kimin ne pahasına var olmaya sürdüreceği. Tanrı Kai'nin düşüncesi bakalım Zerenus'u kurtaracak mı? . Doğrudan olay
Fantastik
Zerenus-Ölümsüzlerin SavaşıE. G. Ricco · Sokak Kitapları Yayınları · 20179 okunma
Reklam
Reklam