Gerçekten de modern toplumları tanımlayan unsurlardan biri, kendimizi geliştirmeye yönelik çok çeşitli davetlerle karşılaşmamızdır; "kişisel gelişimin'' metalaşmasıyla birlikte, insanların en iyi benlikleri (veya en iyi benlikleri olarak gördükleri şey) halini almalarına yardımcı olacak pek çok seçenek sunuluyor. Bir dönemi, bir kültürü ya da bireyi değişim fantezilerinden (insanların, arzu ettikleri değişimleri, kontrolleri dışında olduğunu düşündükleri değişimlerle bağlantılı olarak tasvir etme veya tanımlama biçimlerinden) daha iyi açıklayan hiçbir şey yoktur bu yüzden de değişim hakkında nasıl düşündüğümüze her zaman dikkat etmemiz gerekir. Ve değişim hakkında neyi nasıl düşündüğümüz zaman içinde önemli ölçüde değişir. Gerçekten de kabul etmemiz gereken en şaşırtıcı noktalardan biri, değişim hakkındaki düşüncelerimizin sürekli değiştiğidir.
Seçenekler arttıkça belirsizlik ve sınırlı zihinsel kaynakların aşırı yüklenmesinden kaynaklanan
bilişsel iş yükü de artar.Bunun doğal sonucu,strestir.
"Seçme"nin totalitarizmi, ne tek "seçenek"li bir toplumda (totalitarizmin en kaba şekli) olduğu gibi seçenekleri asgariye indirgemek suretiyle, ne de "çok seçenekli" toplum (totalitarizmin en rafine şekli) yapısındaki gibi seçenekleri arttırmak suretiyle ortadan kaldırılabilir."
-"Nasıl tanıdın ki hemen.Annem resmimi falan mı gönderdi"
+Gözlerinden ,uçaktan inen tek mavi gözlü kadın sendin ilk dakikadan sakarlığını da göz önünde bulunduracak olursak çok bir seçenek kalmıyordu geriye"
(Harika laf çakma yetkisi değişmemiş)