İran'ın fethinden sonra Müslüman yönetimin önünde iki seçenek vardı: Farsça konuşan nüfusu tamamen Araplaştırmak ya da mevcut yönetim yapısını muhafaza ederek yutmak. İkinci yol seçildi. Bu pragmatik tercih, uzun vadede İslam medeniyetinin Farslı bir idari ve kültürel renk kazanmasını beraberinde getirdi. Türklere ulaşan İslam, büyük ölçüde bu Farslı süzgeçten geçmiş İslam oldu. Bu durum, yalnızca kültürel değil, siyasi açıdan da kritikti. Türkler, İslam'ın fatihleriyle değil, o fatihler tarafından fethedilmiş bir başka halk aracılığıyla İslam'ı tanıdı.