Ben bile kalbimin atışını şakaklarımda hissederken, o, idam kelimesini sanki bir selam gibi karşılamıştı. Soğukkanlılığı korkutucu değil, daha çok iç burkan bir teslimiyetti. Gözlerindeki boşluk, ölümün kaçınılmaz soğukluğuna değil, yaşadığı hayatın getirdiği yorgunluğa aitti. Ölümle önceden anlaşmış gibi, ona çoktan teslim olmuş bir ruh hali içindeydi. Ama belki de onu asıl yoran, ölüm değil, zamanın ağır ve acımasız akışı, bir gün daha yaşamanın ağırlığıydı.