Seçil Doğan

Seçil Doğan
@secildogan
psikolog
lisans
tarsus
Tarsus
15 okur puanı
Kasım 2025 tarihinde katıldı
Dünya, insanoğlunu acımasız bir nefretle yoğurur. Bizi birbirimizden ayırır, din, dil, ırk, cinsiyet farklılıklarını keskin birer bıçak gibi kullanır. Önyargılarla beslenen bir düzenin içine hapseder, insanı bir kalıba sokarak duygularını törpüler, farklı olana sırt çevirmeyi öğretir. En kötüsü de ruhumuzu, vicdanımızı yavaşça yok eder.
Sayfa 136 - #ibrahimdurmaz #geçmişinparmakizleri #evrenselkültüryayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Normalde birini son kez gördüğünü bilemezsin ya hani. Hayatın belirsizliğinde her vedanın belki de bir sonraki karşılaşmaya açılan kapı olduğunu sanırsın. Ama ya gerçekten son kez gördüğünü bilseydin? Nasıl bakardın ona? Ne kadar sarılırdın? Ne söylersen yeterli olurdu? Ölüm emrin verilmişse, bunu bilirsin işte. O da biliyordu, ben de. Ve bu gerçek, içimde paramparça olup birleşemeyen cam kırıkları gibi savruluyordu. Gözlerime kazınan o son an, içimde hiç kapanmayacak bir yara açmıştı. Ben sadece biçare bir seyirciydim.
Sayfa 135 - #ibrahimdurmaz #geçmişinparmakizleri #evrenselkültüryayınları·Kitabı okudu
Alıntı
O an, herkesin aklında farklı sorular vardı, fakat hiçbiri cesaret edip dile gelemiyordu. Karanlık, üzerimize bir kefen gibi çökerken, gece yargının ağırlığında eziliyordu. Vicdanlarımızın sessiz çığlığı, darağacının gıcırtısıyla birleşerek gökyüzüne savruluyordu; her yankı, içimizdeki adalet arayışının son nefesiydi.
Sayfa 133 - #ibrahimdurmaz #geçmişinparmakizleri #evrenselkültüryayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Sonunda darağacının önüne geldiğinde, başını hafifçe kaldırıp ipi süzdü. Ne korku vardı ne de öfke. Sadece bitmek bilmeyen bir bekleyişin sonuna ulaşmış olmanın huzuru vardı gözlerinde. Solgun yüzündeki ifade tüm hikâyeyi anlatıyordu oysa. Yüzündeki ve kafasındaki sargılardan kan sızmıştı. Buna rağmen bakışlarıyla etrafındakilere meydan okuyordu.
Sayfa 132 - #ibrahimdurmaz #geçmişinparmakizleri #evrenselkültüryayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Ben bile kalbimin atışını şakaklarımda hissederken, o, idam kelimesini sanki bir selam gibi karşılamıştı. Soğukkanlılığı korkutucu değil, daha çok iç burkan bir teslimiyetti. Gözlerindeki boşluk, ölümün kaçınılmaz soğukluğuna değil, yaşadığı hayatın getirdiği yorgunluğa aitti. Ölümle önceden anlaşmış gibi, ona çoktan teslim olmuş bir ruh hali içindeydi. Ama belki de onu asıl yoran, ölüm değil, zamanın ağır ve acımasız akışı, bir gün daha yaşamanın ağırlığıydı.
Sayfa 132 - #ibrahimdurmaz #geçmişinparmakizleri #evrenselkültüryayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam