Belki de geriye kalan tek şey gitmektir. Öylece, sessizce, usulca… Arkasına bile bakmadan, bir iz bırakmadan. Yaşanmış, yaşanamamış ne varsa, her duyguyu, her hatırayı bir sandığa koyup kaldırmaktır; üzerine tozların sinmesini beklemektir. Ve sonra o sandığa kilit vurmak… Ama o kilidin anahtarını bilinçli bir unutkanlıkla kaybetmektir. Geriye dönmemek için değil sadece, dönülemeyecek bir yeri yüreğinde kabullenmektir aynı zamanda.