Gözlerimi açtığımda, beyaz ışıklar yüzümü yakıyordu. Bir hastane odasında, yabancı bir yatakta, soğuk metal bir serum standının gölgesinde uzanıyordum. Ellerimi kaldırmaya çalıştım, ama parmaklarım boşlukta bocaladı. Boğazımda paslı bir tat, gözlerimde kurumuş gözyaşlarının ağırlığı vardı. Göğsümde taşıdığım boşluk, şimdi daha derin, daha uçurumdu.