Yıllar, ardında iz bırakmadan akıp gidiyordu. Yoksulluğun, çaresizliğin ve derin acıların içinden geçen hayatım, su gibi ellerimden kayıyordu. Gündüzler, boğucu bir sessizlik içinde geçerken, geceler geçmişin yankılarıyla çınlıyordu. Kaybettiğim her şeyin ağırlığını omuzlarımda hissediyordum, ama zaman bana durup yas tutma fırsatı bile vermiyordu. Yaşamak zorundaydım, sürüklenmek zorundaydım.