seçil çilek

Gerçek ahlak rahatsız eden sorularla başlar.
Duygu ve Düşünce
Reklam
Yasanın, doğal, ahenkli, içkin bir bütünlükle hiçbir ilgisi olmadığıni, ama seçkin yüksek bir birlik gibi hareket edip bu şekilde parçaların ve kı­sımların üzerinde hüküm sürdüğünü (duvar ve kule) sadece Kafka gösterebilmiştir. Devlet bu nedenle baş­langıçta değildir, bir köken veya bir soyutlamadır, bir başlangıç ile karıştırılmaması gereken özgün soyut özdür. "Sadece İmparatoru düşünüyoruz. Ama hüküm süreni değil. . . eğer kim olduğunu ya da onunla ilgili belirli bir şeyi bilseydik onu düşünebilirdik. . . Halk saltanat süre­nin hangi imparator olduğunu bilmiyor, ve hanedanın ismi hakkında bile kuşkular var. . . Çok önceleri ölen im­paratorlar köylerimizde hüküm sürdü, ve sadece efsane­lerde yaşayan bir tanesi, geçenlerde rahip tarafından sunak önünde yüksek sesle okunarak kendisini ilan etti."
Sayfa 290·Kitabı okudu
Derinlemesine değişen şey toplumsal ma­kinedir: yerliyurtlu makine yerine şimdi devletin "me­gamakinesi, " zirve noktasında despota, sabit motora, yan yüzleri ve iletim organı olarak bürokratik aygıta, ve tabanında çalışan parçalar olarak köylülere sahip işlevsel bir piramit. Stoklar, birikimin nesnesini şekillendirir, borç blokları, vergi biçimi altında sınırsız bir ilişki haline gelir. Kod artı-değerinin tamamı, temellük edişin bir nesnesidir. Bu dönüşüm bütün sentezlerin içinden geçer, hidrolik makine ve madencilik makinesi ile üretiminkin­den, hesap makinesi, yazı makinesi, anıt makine ile kaydınkinden, nihayet despotun, sarayın ve bürokratik kas­tın masrafları ile tüketiminkinden. Devlette, yerleşimle­rine göre insanların kaydını tutacak bir yerliyurtlulaşma ilkesi görmek şöyle dursun, yerleşim ilkesinde, dünyayı bir nesne olarak bölen ve insanları yeni emperyal kayda, yeni eksiksiz bedene, yeni sociusa tabi kılan bir yersiz­yurtsuzlaşma hareketinin sonucu görülmelidir.
Sayfa 284·Kitabı okudu
Zulmün, insanlık tarihini açıklaması için yetkilendirilmiş olabilecek önemsiz ya da doğal bir zorbalıkla hiçbir ilgisi yoktur; kültürün bedenlerde işleyen ve onlara kazınan hareketidir o, saban sürmektir. Budur işte kültürün an­lamı. Bu kültür, ideolojinin hareketi de değildir: aksine, üretimi arzunun içine zorla yerleştirir ve buna karşın arzuyu toplumsal üretim ve yeniden-üretim içine zorla sokar. Çünkü ölüm, ceza ve işkence dahi arzulanır, ve üretimin kendisine aittirler. İnsanları ya da onların organlarını toplumsal makinenin parçalarıyla çarkları kılar. Gösterge, arzunun konumudur; ama ilk göstergeler, sancaklarını bedenlere diken yerliyurtlu göstergelerdir. Ve eğer et üzerindeki bu kazıma bir "yazı" olarak adlandırılacaksa, o zaman sözün aslında yazıyı gerektirdiğinin, ve insanı dil kulla­nımına muktedir kılıp ona bir söz hafızasını verenin ka­zınmış göstergelerin bu zalim sistemi olduğunun söy­lenmesi gerekir.
Sayfa 213·Kitabı okudu
"Eğer insan türü hayatta kalırsa, kuşkum o ki geleceğin insanları geri dönüp aydınlanmış çağımıza tam bir ka­ranlık dönem olarak bakacaklar. Bu durumdaki ironinin tadını da şüphesiz ki bizden daha eğlenceli bir şekilde çıkaracaklar. Alay konusu olan biziz. Bizim "şizofreni" olarak adlandırmış olduğumuz şeyde oldukça sıradan insanların sözcüsü olarak-kapalı zihinlerimizdeki yarık­lara dolan ışığın içinde bulunduğu biçimlerden birini görecekler . . . Delilik kaçınılmaz olarak çöküş değildir; bir atılımdır da . . . Ego kaybının aşkınsal deneyimini yaşayan birey, dengesini farklı tarzlarda yitirebilir ya da yitirmez. Öyleyse ona deli olarak da bakılabilir. Ancak deli olmakla ille de hasta olunmaz; bizim kültürümüzde bu iki terim birbirini tamamlıyorsa da . . . Bizim sahte zihinsel sağlı­ ğımızdan hareket edildiğinde her şey belirsizdir. Bu sağ­lık hakiki bir sağlık değildir. Diğerlerinin deliliği hakiki bir delilik değildir. Hastalarımızın deliliği, bizlerin ve onların kendi kendilerine sebep olduğu yıkımın bir ürü­nüdür. Hiç kimse hakiki delilikle karşılaştığımızı da, akıl sağlığımızın yerinde olduğunu da zannetmesin. Hasta­larda meşgul olduğumuz delilik, şu yabancı bütünleme­nin doğal yoldan iyileştirilmesinin inceliksiz bir taklidi, tuhaf bir karikatürü, bir kurnazlıktır. Hakiki zihinsel sağ­ lık, normal egonun şöyle veya böyle bir çözünümünü zorunlu kılar. "
Sayfa 197·Kitabı okudu
Reklam