“İnsan hiçbir zaman inancını tam olarak yitirmez, içinde hep bir kuşku kalır.”
Marquez, gazetecilik yaptığı sıralarda kendisine verilen görev üzerine eski Santa Clara Manastırı’na gider. Manastırda açılan mezarlardan birinde bir genç kızın upuzun saçlarını görmesiyle büyükannesi tarafından kendisine anlatılan bir hikayeyi anımsar ve kuduza yakalandığı gerekçesiyle bir manastıra kapatılan genç bir kızın hikayesi bu romanın temelini oluşturur.
Aşkın bir kurtuluş mu yoksa dayanılmaz ızdırapların esas kaynağı mı olduğu sorgulatılmakla birlikte eleştiriden yoksun dosdoğru bir inanç ve bunun doğurduğu yıkım da gözler önüne serilmiştir. Diğer yandan köleliğin, körelmiş duyguların insanlığın sıradan gerçekliği haline gelmesi de yazar tarafından sadelikle ifade edilmiştir.
Roman, karakter derinliği bakımından çok yönlü olup tüm karakterleri anlaşılır betimlemelerle okuyucuya tanıtmaktadır. Orta Çağ’ın korkunç yanlarına ışık tutarken insan zihninin boğucu ve karanlık köşelerini de başarılı bir şekilde yansıtmaktadır.
Aşk ve Öbür CinlerGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202510,1bin okunma