7/10
·304 syf.··
2026 58. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 21:16
Matt Haig’in kalemini sevdiğim için bu kitaba da büyük bir merakla başladım. Belki beklentim biraz yüksekti çünkü Gece Yarısı Kütüphanesi bende çok daha güçlü bir etki bırakmıştı. Bu kitapta ise aynı bağı kuramadım. Sevmedim diyemem ama beni derinden etkileyen bir okuma da olmadı. Kitabın en sevdiğim yanı, bilimle felsefeyi ve insanın iç dünyasını bir araya getirme şekliydi. Özellikle kuantum fiziği üzerinden anlatılan paralel evrenler, olasılıklar ve zaman kavramı oldukça ilgi çekiciydi. Aslında kitap, her seçimin bizi bambaşka bir hayata götürebileceği düşüncesini merkeze alıyor. Bir yandan bilimsel teorilere değinirken bir yandan da insanın pişmanlıklarını, korkularını ve “Ya farklı bir seçim yapsaydım?” sorusunu sorgulatıyor. Bu açıdan düşündürücü bir kitaptı. Fakat benim için bu fikirler, hikâyenin önüne geçmiş gibiydi. Konu çok ilgi çekici olmasına rağmen olayların ilerleyişi zaman zaman durağanlaştı ve bazı bölümlerde kendimi tekrara düşüyormuş gibi hissettim. Sürekli yeni bir kırılma noktası bekledim ama beklediğim etki bir türlü gelmedi. Kitabı elimden bırakmadım çünkü dili gerçekten akıcı ve sadeydi; sayfalar kolayca ilerledi. Buna rağmen bazı kısımlarda ister istemez sıkıldığımı da söylemeliyim. Yine de kitap bana birkaç güzel şey düşündürdü. Hayatın tek bir doğru yolu olmadığı, yaptığımız ya da yapmadığımız seçimlerin bizi biz yaptığı ve her ihtimalin içinde farklı bir “ben” olabileceği fikri oldukça etkileyiciydi. Özellikle kuantum fiziğini yalnızca bilimsel bir konu olarak değil, hayatı anlamlandırmak için bir metafor olarak kullanması hoşuma gitti. Her ne kadar bu teorilerin kesinliği tartışmalı olsa da, insanı kendi yaşamına dönüp bakmaya itmesi kitabın en güçlü taraflarından biriydi. Belki bende çok büyük bir iz bırakmadı ama okurken üzerinde
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026239 okunma
8/10
·336 syf.··
2026 26. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 16:58
Kitap ilk olarak şehirde trafikte aniden kör olan bir adamla başlıyor. Bir yardimsever onu evine bıraktıktan sonra körlük hızla etrafa yayılıyor. Hükümet bu olağandışı durumu kontrol altına almak ve 'halkı korumak' adına körlük salgınına yakalanan insanları boş olan akıl hastanesinde karantina altına alıyor. Orada ise bir Göz Hastanesinde tanışan yedi kişinin etrafında yaşam mücadelesi devam ediyor. Asıl kritik nokta ise kitapta sadece bir kadın görüyor 'Doktorun karısı' olarak ele alınıyor. Bu yedi kişiden biri (Aslında kitapta hiç kimsenin adı yok. İlk kör, ilk körün karısı, siyah bantlı yaşlı adam,şaşı çocuk, doktor, doktorun karısı, koyu renk gözlüklü genç kız "Kör olduktan sonra adların ne önemi var ki ? " ) Etrafin ne hale geldiğini, insanlığın daha ne kadar pislenecegini sadece o kadın görüyor. Aradaki bir köprü gibi ,O 6 kişiyi sanki cocuklariymis gibi hep koruyor, sorumluluk alıyor ve tüm yük onun omuzlarinda Kitabın dili sade ,ve açıkçası biraz zor. Nokta ve virgül hariç hiç bir noktalama isareti yok. Ama konusu itibariyle de hayli ilgi çekici Kitapta Yazar aslında körleşmeyi yazmamış, gerçekleri, hayatı,görmemeyi, toplumu, hükümeti,insanlığı eleştiriyor. Ve bunu sembolizmden yararlanarak kitabında yer veriyor. Çok beğendigim ve ara ara tekrar dönüp gözden geçirmek istediğim bir kitap oldu. Yazarın Mart 1997’de evinde kendi adına olan, şöyleşi de körlük hakkinda şu cümleleri söylüyor: Körlük için aklınıza gelen fikir nasıl gelişti? JS: Bir restaurant’daydım, siparişimin gelmesini bekliyordum. Tam o anda birden aklıma bir düşünce geldi: Ya hepimiz kör olsaydık? Kendi soruma kendim cevap verecek olursam aslında hepimiz körüz. İşte bu noktaydı romanın embriyosu. Daha sonra başlangıç durumlarını düşündüm ve sonuçların doğmasına izin verdim. Sonuçları
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132bin okunma
Reklam
8/10
·368 syf.··
2026 31. kitabı
Okurken sizi şaşırtan , düşündüren kitapları seven arkadaşlarım sizin için bir kitapla geldim . Uzun uzun düşündüğüm olay örgüsünü anlamaya çalıştığım , anlayınca da vay be dediğim bir kitapla sizleri tanıştırayım. Jason Dessen bir okulda öğretmenlik yapmaya başlayan bir bilim adamı. Sevdiği kadınla karşılaşıp üstüne bir de bu kadın hamile kalınca bir seçim yapıp kariyerini bir kenara bırakıyor ve aile hayatına öncelik veriyor. Hem eşinin hem kendinin aklında tabi bir yerde kariyer peşinde koşsam nasıl olurdu hayatım düşüncesi var. Ve işin ilginç yanı Jason bunu çok yakında öğrenecek. Bir gece eve dönerken kaçırılıyor ve kendini bambaşka bir yerde buluyor . Herkesin onu tanımasına rağmen o kimseyi tanımıyor. Bu dünyada kendisi çok ünlü bir profesör olarak büyük bir buluşa imza atmış biri ve eşi, çocuğu ortada yok . Kendisinin bu dünyada sandıkları kişi olmadığının farkında olan Jason durumu öğrenmek için çabalıyor. Bu yolda karşısına bir sürü paralel evren çıkan Jason aslında bu evrenlerin hayatlarındaki seçimlerden sonra oluşan olasılıkları içeren evrenler olduğunu farkediyor . Bu andan sonra artık tek yapmak istediği kendi bulduğu buluşu kullanarak gerçek hayatının olduğu paralel evreni bulmak .
Karanlık MaddeBlake Crouch · Doğan Kitap · 2018430 okunma
8/10
·150 syf.··
2026 20. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 12:44
​"Kötü şeyleri görmezden geliyordu. Aslında tam olarak öyle de değil... Bizim başımıza kötü şeyler geldiğinde etkileniyordu. Canımız acıdığında, mutsuz olduğumuzda ya da hayatta bazı şeyler ters gittiğinde, bunları fark ediyor ve önemsiyordu. Ama kendi başına gelen kötü şeyleri -kaba sözler, ters bakışlar- hiç kafaya takmıyordu." ​Yıldız Kız, Mica Lisesi'ne gelişiyle tüm düzeni değiştiren sıradışı, neşeli ve gizemli bir genç kızın hikâyesini anlatıyor. ​Renkli kıyafetler giyen, ukulele çalan ve evcil faresiyle gezen bu kıza âşık olan Leo, okul halkının zamanla Yıldız Kız'ın farklılıklarını tuhaf bulup onu dışlamasına şahit olur. ​Birlikte oldukları öğrenildiği andan itibaren Yıldız Kız gibi kendisinin de yok sayılmaya başladığını fark eden Leo, sevdiği kız ile arkadaşları arasında bir seçim yapmak istemez. Bu nedenle, toplum baskısı yüzünden sevgilisinden "normal" biri gibi davranmasını ister. Bu noktadan itibaren hikâye, bireysel kalabilmek ile topluma uyum sağlama çatışmasını duygusal bir dille işlemeye başlar. ​Kitaba bayıldım. Yıldız Kız'ın hikâyesi öyle tatlı ki... Dışlanmasına rağmen insanları düşünmeye ve onlar için bir şeyler yapmaya devam ediyor. Her şeye rağmen pozitif biri. Mesela gerçek adı yerine dönem dönem farklı isimler kullanıyor. Bu çok ilginç ama güzel bir fikir bence. Bunu da şöyle açıklıyor: ​“Artık bana uymadığını hissettiğim ismi değiştiriyorum. Ben adımdan ibaret değilim. Adım benim giydiğim bir şey, gömlek gibi. Yıpranıp eskidiğinde değiştiriyorum.” ​Tatlı bir hikâyeydi. Birini olduğu gibi sevmek ile başkalarının da sevmesi için değişmesini istemek arasındaki o büyük farkı da görüyoruz. Belki Yıldız Kız, Leo'nun isteğini kabul ederek gerçek ismi olan Susan ve "normal", sıradan bir kız olmayı deniyor ama Leo... ​Yıllar geçtikten ve her
Yıldız KızJerry Spinelli · Epsilon Yayınları · 201490 okunma
Tekeşliliğin Ötesi: Modern Hazcılık ve Çifte Standartlar
6/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 439. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 11:01
Tekeşliliğin Ötesi: Modern Hazcılığın ve Çifte Standartların Anatomisi ​Mimi Schippers'ın Beyond Monogamy ekseninde tartışılan sınır ihlalleri ve çok eşlilik kavramları, günümüz toplumunda yalnızca bir "özgürlük" illüzyonu üzerinden okunuyor. Oysa bedensel ve ruhsal sınırların fütursuzca ihlali, basit bir ahlaki sapma değil; ontolojik bir parçalanmadır. Sürekli değişen partnerlerle yaşanan her temas, psişik bir enfeksiyon, Jungiyen anlamda ötekinin gölgesini kendi ruhuna kopyalama işlemidir. Dünyevi hazların anlık doğası ve varoluşsal kar-zarar denkleminin mutlak iflası göz önüne alındığında, bu yaşam tarzı salt bir "enerji israfı" değil, kişinin kendi bütünlüğüne karşı işlediği yavaşlatılmış bir intihardır. ​Ancak toplum, bu çürümüşlüğü kendi ikiyüzlü mitleriyle örtbas etme konusunda ustadır. Türkiye toplumunun kültürel bilinçdışında erkeğin çoklu ilişkileri bir "iktidar ve fetih" göstergesi olarak kutsanırken, aynı eylem kadın için kalıcı bir lekeye dönüşür. İşin trajik kısmı, kadının da bu hastalıklı hiyerarşiye boyun eğmesidir. Erkeğin partner sayısındaki fazlalık, modern bir Mavi Sakal arketipi gibi, tekinsiz ama bir o kadar da çekici bir tahakküm unsuru olarak görülür. Mavi Sakal'ın kanlı odasına girmeye can atan kadınlar, kendi yıkımlarını bir tanrıya tapınırcasına arzularlar. Beş eşli bir erkeğin normalize edilip, birden fazla partneri olan kadının aforoz edildiği bu denklem, iki tarafın da zımni rızasıyla işleyen bir grotesk tiyatrodur. Okuyucunun böylesi metinlerle yüzleşmekten kaçınmasının temel sebebi de budur; kendi iç benliklerinde normalleştirdikleri iğrençliğin dışarıdan yüzlerine vurulmasına katlanamazlar. ​Toplumsal arenada kadına atfedilen namus yükü, maske değiştirerek erkeğe de giydirilir. Yirmili yaşlarını cinselliği bir fetih alanı
Duygu ve Düşünce
Beyond MonogamyMimi Schippers · NYU Press · 20161 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 60. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 02:21
1932 yılında yazılan Cesur Yeni Dünya, dönemi de göz önüne alındığında çok iyi bir distopya romanı. Bir dünya hayal edin; ️Aşk yok, ️Aile yok, ️Fiziksel doğum yok, ️Din ve metafizik yok, ️Sanat ve edebiyat yok, ️Seçim hakkı yok, ️Özgürlük yok, Karşılığındaysa sonsuz bir "mutluluk" var. Böyle bir dünyada yaşamak sizi mutlu eder miydi? Sürekli tüketime teşvik edilen bireyler, Teknoloji kontrolünde olan davranışlar, Dikkat dağıtıcı unsurlarla engellenen düşünceler, Sürekli eğlenceye dikkat çekilerek köreltilen istenmeyen fikirler... Uyuşturulan zihinleriyle köleliklerini seven insanlar, Sesli düşünüp, yazıya dökünce fark ettim ki çok da farklı bir dünya da yaşamıyoruz sanki. Bu nedenle bazılarımızın kafası karışabilir ama kesinlikle bilim kurgu gibi olan günümüzü değil; kitabı anlatıyorum. İsterseniz okuyup görebilirsiniz. Kısacası, "Özgürlük" ve "Güvenli Mutluluk" kavramlarını sorgulatan bir roman. Distopya kelimesini tekrar kullanamadım. Neyse, distopik dünyamızdaki gerçekçi mutsuzluğumdan bahsetmeye başlamadan, ütopik bir mutluluk hayaliyle hepinizi selamlıyor; böyle bir kitap tavsiyesi bırakıyorum.
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma
Reklam
Reklam