Yalnızca bu karanlık evden çıkıp sana giden dar yolu öyle büyük bir keyifle denedim ki, zamanla bütün varlığımı belki sana ulaşabilecek bu koridora atmış oldum, ama bu koridor senin yerine geçilemez. Böylece insan bütün varlığıyla, o kadar çabuk kazdığı tüneli yeniden doldurmak zorunda kalıyor. Kısaca bu can yakıyor, ama insan eğer bu konuda bu kadar ayrıntılı yazabiliyorsa, o kadar da kötü olmamalı. Sonunda insan, yaşlı köstebek, yine yeni tüneller kazıyor.
Neden acaba ben, mesela senin odanda koltuğuna oturduğunda, ya da yazı masanda, ya da uzandığında, ya da uyuduğunda seni hep gören mutlu bir dolap değilim?
Bunu kıskançlıktan söylemiyorum Milena, ben kıskanç değilim. Ya dünya minicik, ya da biz dev gibiyiz, her nasılsa biz onu tümüyle dolduruyoruz. Ben kimi kıskanayım ki?
Herşeyi doğru saymak diye bir zorunluluk yok, sadece herşeyi gerekli sayma zorunluluğu var, dedi Rahip. Karamsar bir görüş, dedi K. Böylece yalan, dünyanın düzenine dönüştürülüyor.