Orhan Pamuk’un son dönemde popüler romanı masumiyet müzesini ben severek okudum. Çevremde çok sıkıcı bulan kesime nazaran ben romanı beğendim. Hikaye akıcı bir şekilde ilerledi. Karakterlerden Kemal’i kötüleyip Füsun’a karşı iyimser olanlarının aksine ben tam tersini düşünüyorum. Kemal, Sibel’e haksızlık etti bu affedilemez. Ama Füsun’a olan hislerinin hastalık, takıntı, saplantı ama bir bağlılık ve aşk olduğunu düşünüyorum. Yıllarca onu sabırla beklemesi ve hayranlığı bende böyle bir izlenim uyandırdı. Fakat Füsun karakteri gösterilmeye çalıştığının aksine masum ve Kemal’e aşık bir karakter değil. Füsun hevesleri olan hırslı bir karakter ve Kemal’i girmek istediği sosyeteye sahip olmak istediği görkemli zengin hayat için bir basamak olarak görüyor. Kesinlikle Kemal’e aşık değildir. Bir nevi Kemal’i kullanıyor. Kemal’in nişanlı olduğunu bildiği halde ona yakınlaşmasını cahillik gençlik hatası olarak algılasak bile romanın ilerleyen bölümünde evli bir kadın olduğu halde onu sevdiğini bildiği bir adamın yıllarca evlerine gelip gitmelerini normalleştirmek çokta masumca göremeyiz. Buradan da anlaşıldığı üzere Füsun, Feridun’u ve Kemal’i kendi menfaatleri doğrultusunda basamak olarak kullamış. Füsun, Kemal’in ona olan hayranlığını bağlılığını seviyordu. Kendisini daha önemli istemesi o hayalini kurduğu artistler gibi hayran duyulan biri olmak onu tatmin ediyordu. Evli mutlu bir hayat onun yaşamak istediği bir hayat değildi, bu yüzden her şey yoluna girdikten sonra intihara süreklendiğini düşünüyorum. Hayallerini yaşayamadı, yıllardır ona bağlı kalan hayran olan bir adamla evlilik yoluna girmeyi denedi fakat bu ona yetmeyeceğini o hayalini kurduğu artistler gibi birinin hayranlığıyla değil etrafında ona hayranlık duyan bir çevrede istediği sosyete hayatını yaşamak ve bunu